...Hanımlar Âleminin Sultanı, Risalet Davasının Annesi Hz. Hatice

...Hanımlar Âleminin Sultanı, Risalet Davasının Annesi Hz. Hatice

Hatice validemiz Ebrehe’nin Kâbe’ye saldırmasından 15 sene önce, miladi 555 yılında normalde doğması gereken zamandan 2 ay önce dünyaya geldi. “Erken doğan kız çocuğu” manasına gelen Hatice ismini babası Huveylid verdi kızına. Baba Huveylid kızının doğumundan kısa bir süre sonra Ficar savaşlarında vefat etti. KureyşKabilesi’ninEsedoğulları koluna mensup olan Hatice Validemiz’in soyu yedinci kuşakta, Hz. Peygamber’in (sav) soyu Kusay’da birleşir. Efendimiz’e soy bakımından en yakın hanımı Hz. Hatice’dir.

 

Cahiliye döneminde iffet ve hayâsından dolayı Tâhire, ticaret ile ilgilenmesinden dolayı ise Tâcire lakabıyla anılan Hz. Hatice Mekke’nin en güzel evinde büyümüştü. Hatta oturdukları evin güzelliği ve Kâbe’ye yakınlığı sebebi ile Mekkeliler tarafından “Kâbe’nin sütkardeşi” diye isimlendirilmişti.

Hz. Hatice gençlik dönemlerinden itibaren amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’ in yanına gider onunla sohbet ederdi. Varaka b. Nevfel Mekkelilerden farklı bir inanca mensuptu. O ve arkadaşları Mekke’de yaşayan Haniflerdendi. Daha o günlerde Hatice validemiz “Ya Rabbi! Ne olur beni gelecek peygambere yakın eyle” diye dua ederdi.

Genç bir kız olan Hz. Hatice artan taliplilerinin arasından çok zengin bir tüccar olan, Teymoğulları’na mensup Ebû Hale künyesi ile meşhur Mâlik b. Nebbaş b. Zürâre ile evlendi. Bu evlilikten Hâris ve Hind adında iki erkek çocuk dünyaya geldi. Bu iki çocuk büyük bir ikrama nail olarak Hz. Peygamber’ in (sas) nübüvvetine yetişmiş, şehitlik mertebesine ulaşmışlardır. Hz. Hatice’nin Ebû Hale ile olan evliliği çok uzun sürmemiş bilinmeyen bir sebepten dolayı eşi vefat etmiştir.

Hatice Validemiz kısa bir süre dul kalmış daha sonra Mekke’nin sayılı ailelerinden Mahzumoğulları’na mensup Atik b. Âiz ile evlenmiştir. Bu evlilikten Hind adında bir kızı olmuştur. (Araplar Hind ismini hem kızlarına, hem de oğullarına verirler.) Hz. Hatice’nin soyu Hind’in oğlu Muhammed ile devam etmiştir. Bu evlilik de çok uzun sürmemiş, Hatice Validemiz 37 yaşında iken eşi vefat etmiştir.

 

Kutlu evlilik

Hatice Validemiz büyük bir servet ile Mekke gibi o günün dünyasında hiçbir iffet sınırının olmadığı karanlık bir zamanda dul olarak yaşamaya başlamış, iffet elbisesi ile ticaretine devam etmiştir. Birkaç kez Yemen’e doğru gönderdiği küçük ticari kafilelere Efendimiz’i (sas) sorumlu olarak seçmiş bu sayede O’nu tanıma fırsatı bulmuştur. Peygamberimizin Amcası Ebû Talip, Hz. Hatice’nin Şam tarafına gönderilen büyük ticari kervanı için yeğenini önermiş, Hatice validemiz ise bu teklifi hemen kabul etmiştir.

Kervan Mekke’ye dönüp, Hatice Validemiz çok güvendiği hizmetlisi Meysere’den Efendimiz (sas) hakkında gerekli bilgileri alınca Nefise bintiMünye’nin aracılığı ile evlenme istediğini bildirmiş ve beklenen gerçekleşmiştir.

EbûTâlip, Hamza ve Abbas, gelin adayının evine gelerek, amca Amr b. Esed ve amcaoğlu Varaka b. Nevfel’ den Hatice’yi istediler. İsteme uygun görüldü. Hanımlar âleminin sultânı, Âlemlerin Sultânı ile 400 ya da 500 dirhem mihir bedeli karşılığında evlendi. Hatice Validemiz düğüne Efendimizin sütannesi Halime validemizi de çağırdı. Ona ikramda bulundu. Halime validemiz Beni Sa’d yurduna dönme konusunda ısrar edince bu defa Hatice Validemiz ona kırk koyun ve binmek üzere bir deve hediye etti.[1]

Düğünden sonra Efendimiz (sas) ve Hatice Validemiz birkaç gün Ebû Talip’in evinde kaldılar. Hatice Validemiz bir müddet sonra yeğeni Hakim b. Hizam’dan yeni bir ev satın alır. Bu ev tam 25 yıl bu kutlu aileye yuva olur.

Bu kutlu yuva aradan iki sene geçtikten sonra meyvelerini vermeye başlamıştır. İlk meyve bir erkek çocuğu olmuş Efendimiz (sas) onun adını Kâsım koymuş, kendisi de Ebû’l-Kâsım/ Kâsım’ın Babası şeklinde anılır olmuştur. Kâsım daha iki yaşına gelmeden vefat eder.

Efendimiz’in (sas) yaşı otuza merdiven dayayınca bir kızları olmuş, bu yuvanın ikinci meyvesinin adını Zeyneb koymuşlardır. Zeyneb büyüyüp genç kız olunca, Hatice Validemiz onu kız kardeşi Hale’nin oğlu Ebû’l-Âs ile evlendirir. Zeyneb otuz yaşında Medine’de vefat eder.

Zeyneb’in doğumundan üç yıl sonra Rukiye, Rukiye’nin doğumundan bir yıl sonra da Ümmü Gülsüm dünyaya gelmiş, onlar da bu yuvanın birer üyesi olmuşlardır. Son olarak nübüvvetten 5 yıl önce, Efendimiz 35 yaşında, Hatice validemiz 50 yaşında iken Efendimiz’in “Babasının annesi” dediği kızı doğmuş, ismi ise Fâtıma olmuştur.

İlk Müslüman

Efendimiz (sas) kırk yaşına merdiven dayamış, evinin sultanı olan Hz. Hatice ise elli beş yaşlarına ulaşmıştı. Vahyin nüzulünün öncesindeki altı ay Efendimiz’in (sas) ruh hali daha da ağırlaşmış, Hira’ya olan yolculuğu sıklaşmıştı. Bu dönemde de Hz. Hatice Efendimiz’e karşı sevgisini ve merhametini hiçbir zaman esirgememiş her zaman ona destek olmuştur. Sekiz doğum yapmış, o zamanlar elli beş yaşında olan annemiz, Efendimiz (sas) Hira’da kaldığı geceler O’na yemek götürmüştür. Bu zor günlerinde Hatice’si yine O’na yardımcı olmuş, elinden geldiğince yüreğindeki sıkıntılara ortak olmaya çalışmıştır.

Beklenen an gelmiş, göğün bereketli sofrası yeniden insanoğluna açılmış, Allah’ın Resulü (sas), vahyin taşıyıcısı Cibril ile karşılaşmış, Allah’ın insanoğluna son mesajının ilk ayetleri inmiştir.

Efendimiz (sas) zorlukla Hira’dan aşağıya inmiş, yoldaşı ve sırdaşı olan Hatice’sine gitmiştir. Hz. Hatice, Efendimiz kendini toparlayana kadar O’na hiçbir şey sormamış, Efendimiz (sav) biraz olsun olayın şokunu üzerinden atınca olanları Hatice Validemiz’e anlatmıştır. Hatice Validemiz Efendimiz’i dikkatlice dinlemiş ve tarihe geçecek çok önemli sözler söylemiştir: “Asla endişelenme Ey Efendim! Allah seni kesinlikle zayi etmeyecektir. Sen akrabalarını koruyup, gözetirsin. Düşkünlerin elinden tutarsın. İhtiyacı olanların ihtiyaçlarını karşılarsın. Misafirlerine her türlü ikramı yaparsın. Hakkın yanında yer alır, hakkın ikamesi için çalışırsın.”[2]

Hz. Hatice en ufak bir şüpheye kapılmadan, hiç tereddüt etmeden on beş yıllık eşini tasdik etmiş, ilk Müslüman, ilk namaz kılan olma şerefine nail olmuştur. Nübüvvetten sonra on yıl yine Efendimiz’in (sas) en büyük destekçisi olmaya devam etmiş, bütün malını davası uğruna feda etmiştir.

Müslümanların Şib-i EbîTâlib muhasarasından çıkmasından bir ay geçmemiştir. Hz. Peygamber (sas) elli, Hatice’si ise altmış beş yaşlarındadır. EbûTâlib’in vefatından üç gün sonra hicretten üç yıl kadar önce Efendimiz’in (sas) yirmi beş yıllık hayat arkadaşı Hz. Hatice vefat etti. Hacûn Kabristanı’na defnedildi.

 


[1]       İbnSa’d, Tabâkat, I, 113.

 

[2]       Buhârî, Bed’i’l-Vahy, 3; İbnSa’d, Tabakât, I, 195.


Beyza Nur GÜLER