Bir Siyer Arkeoloğu ile Asr-ı Saâdet'e Yolculuk: İslâm Peygamberi

Bir Siyer Arkeoloğu ile Asr-ı Saâdet'e Yolculuk: İslâm Peygamberi

 

 

Eser: İslam Peygamberi (Le prophète de l’Islam: Sa vie et son oeuvre (I-II, Paris 1959, 1978, 1979;)

Yazar: Muhammed Hamidullah

Tercümeleri: İslâm Peygamberi, trc. M. Sait Mutlu - Salih Tuğ, İstanbul 1969, 1972; trc. Salih Tuğ, I-II, İstanbul 1980, 1990, 2003; trc. Mehmet Yazgan, İstanbul 2004, 2011)

Değerlendirmeye esas alınan yayın: İslam Peygamberi, trc. Mehmet Yazgan, Beyan Yayınları, 2. Baskı, 2011, 13,5 x 21 cm, 975 sayfa, ISBN 978-975-473-319-8


Siyer dediğimizde yirminci yüzyıl ölçeğinde aklımıza gelen en önemli isimlerden ilki şüphesiz Muhammed Hamidullah hocadır. Hoca, asrımızda az rastladığımız ender şahsiyetlerdendir. [1] O, talebesi İhsan Süreyya Sırma hocamızın tabiriyle: “İlim için ilim değil, inancı için ilim” yapardı. Bunun en güzel örneğini telif eseri İslam Peygamberi’ni inceleyerek öğreneceğiz.

 

İslam Peygamberi’nin yazılma gayesi

 

İslam Peygamberi eseri Hamidullah hocanın kendi ifadesiyle; Dünyanın belli başlı dinlerinden İslamiyet’in tebliğcisi olan İslam Peygamberi’nin Siyer’i, yani hayatı ve eserleri ile ilgili kapsamlı bir çalışma ile Fransız edebiyatındaki mevcut yoksunluğu gidermekti.[2] Bu kitabın amacı: İnsanın hayatı maddî ve manevî olmak üzere iki büyük bölüme ayrıldığından ve bu iki alan arasında dengeli bir uyum sağlamak ve diğer insanlara böyle bir hayatın uygulanabilir bir örneğini vermektir.[3]  “Kişi kendi hayatında Rehberi’nin (Resûllullah’ın) yolunu izlemiyorsa Müslüman olamaz”[4] der Hamidullah hoca.

 

İslam Peygamberi’nin metodu

 

Hz. Peygamber’in hayatını ilk elden verilerle ve kaynaklara dayanarak incelediği bu eserin üzerindeki çalışmalara devam ederek yeni baskılarına çeşitli bilgiler eklemiştir.[5]

Süregelen siyer yazımında tarihçilerin yaptığı gibi Mekke-Medine-Taif üçgeninde bir anlatımdan sıyrılıp kendine özgü bir metotla Hicaz ve Arap Yarımadası merkezinde bir siyer manzumesini gözler önüne koymuştur.[6] Hocamız, bu eseri kaleme alırken bir arkeolog titizliğinde çalışmıştır. Elindeki kaynaklarla yetinmeyip sahâbe hasbiliğinde hel min mezid?/daha ötesi yok mu? şuuruyla kayıp olan eserleri gün yüzüne çıkarmıştır ve bunların pek çoğunu kendisi neşretmiştir. İlk İslam tarihi ve meğazi yazarlarından biri olan[7] İbn İshak’ın (151/768) es-Sîre’sinin neşri bunlardan biridir.[8]

 

Niçin İslam Peygamberi’nin hayatını inceliyoruz?

 

Hamidullah hoca eserin girişinde “Niçin İslam Peygamberi’nin Hayatını İnceliyoruz?” sorusuyla başlamış ve muhatablarının Fransızlar yani gayrımüslimler olduğunu hesaba katarak Efendimiz (sas) ile ilgili birkaç husus hatırlatarak adeta muhatabını ümmî kabul edip siyere dair izahlarda bulunarak onların zihin dünyalarındaki algılarını düzeltmek ve sahih bilgiler inşa etmek istemiştir. Girişte bu gayesini açıkça izah eder . Şöyle ki, Resûllullah’ı (sas) reformist/müceddid bir kişilik olarak tanıtır ve hâlâ dinamik bir şekilde varlığını sürdüren bir dinin lideri olduğunu söylemiştir.

Resûlullah’ın (sas), bedenlerden ziyade gönüllere hükmettiğini, kendisini asla müminlere buyurduğu kuralların üstünde görmediğini, ashâbına emrettiğinden çok daha fazla ibadet ettiğinden, hem savaş hem de barış dönemlerinde düşmanlarına karşı âdil ve merhametli davrandığından bahsetmiştir.

 

Siyer’in kaynakları

 

Siyer yazımında dikkat edilmesi gereken hususları aktarırken siyeri adeta müstakil bir bilim dalı olarak nitelendirmiş ve kaynak kullanımı hakkında şöyle demiştir: “Ben gerek Doğu’da gerekse Batı’da kimileri gerçekten çok derin bilgilerle yüklü olan seleflerimin eserlerinden de yararlandım.” [9]

Hamidullah hocanın kullandığı kaynakları şu şekilde sıralamamız mümkündür: Kur’ân, hadis-sünnet, şiir, sîret ve siyer kaynakları, neseb-ensab ve tabakat kitapları, tarihe ait çalışmalar, geçmiş asra ait İslam dışı kaynaklar, batı kaynakları, çağdaş çalışmalar ve kişisel gözlemleri.  İbn Habîb, Dineverî, Taberî, Yakubî ve Mesudî gibi müelliflerin eserlerinden de istifade etmiştir.[10]

 

Başlangıç

 

“Bir Merkez Seçimi” bölümünde Mekke’nin seçilme nedenlerini; Coğrafî, sosyolojik, fiilî, psikolojik nedenler ve dille ilgili nedenler olarak irdelemiş ve daha sonra bunun katkılarına değinmiştir. Hz. Muhammed’in (sas) kutsal görev için seçilmesi, ataları hakkında bilgi verdikten sonra “Başlangıç” üst başlığını açarak Efendimiz’in (sas) doğumu alt başlığı altında dünyaya teşrifini, süt anneye verilmesini, Şakk-ı Sadr Hadisesi[11]’ni, çocukluğunu, annesinin vefatını, dedesi Abdulmuttalib ile kalması, sekiz yaşında iken dedesini kaybetmesini ve amcası Ebû Talib ile yaşamaya başlamasını arka arkaya ayrıntılarıyla izah etmiştir. 101, 102, 103 ve 104. maddelerde Hılfu’l-Fudûl’ün eylemlerini açıklamış. Burada ayrıca “Hılfu’s -Silah/Uzlaştırma İttifakı”[12] adında başka bir kurumu da öne çıkarmıştır. Bu kurum kısaca Mekke’de kabileler arası anlaşmazlıkları giderilip uzlaşma sağlanması amacıyla kurulmuş ve Kureyş içinde desteklenmiştir.

 

Dinî bilincin uyanışı

 

“Bağımsız Bir Hayat” başlığı altında Efendimiz’in (sas) ticarî hayatı anlatılmıştır. Daha sonra evliliği ve aile hayatı konusuna geçilmiştir. Müellif, 120. maddede Efendimiz’in (sas) şemâ’ilini ayrıntılarıyla vermiştir.[13] Hz. Hatice (r.anha) ile evliliğini başından itibaren ayrıntılarıyla aktarmıştır. Sonrasında “Dinî Bilincin Uyanışı” başlığı altındaki konuya Efendimiz (sas) otuzbeş yaşındayken Kâbe’de çıkan yangından ve yeniden inşasından söz ederek başlamıştır. İnşaat bittikten sonra Haceru’l-Esved’in yerine koyulması meselesi olan Hakem olayına değinmiş, binanın içinin ve dışının heykellerle süslenerek bir panteon yani çok tanrılı bir dinin tapınağı hâline getirildiğini söylemiştir.[14]

Bu bölümde Hamidullah hocamızın ‘Siyer Arkeoloğu’ kişiliğini daha iyi anladığmız bir kısım vardır. Vahyin nüzulünün ilk basamağı olan Nur Dağı tepesindeki Hira Mağarası’nı ziyaret ettiğini belirtmiş ve hakkındaki kanaatlerini inceden inceye aktarmıştır.[15] 149 ve 150. maddelerde ilk vahyin nasıl gerçekleştiğini aktarmıştır. 151. maddedeise vahyin geliş şekillerine değinmiştir. Bu bölümü işin şekil ve biçimine takılmayıp mesajına odaklanmamız gerektiğini hatırlatarak nihayete erdirmiştir.[16] Sonra “Risalet” üst başlığı açıp Efendimiz (sas)’in kutlu davası Risalet davasının başlangıcını, Hz. Hatice’nin (r.anha) onu teskin edişini aktarmış daha sonra 155. ve 156. maddede fetretü’l- vahy denilen vahyin kesilmesi olayına değinmiştir. Sonrasında ilk üç yıl içerisinde cereyan eden “özel davet” olarak nitelendirebileceğimiz süreçte yaşananları zikretmiştir. Akabinde “Habeşistan’a Hicret” konusuna geçmiştir. Ambargo yıllarını, Taif seferi ve hüzün yılı hadiselerine değinmiştir.

 

Miraç ve mucizeler

 

Bu bahiste ilk olarak mucize kavramını ele almış ve bu konu hakkında kanaatlerini belirtmiştir. Kimi insanların mucizeye gerek kalmadan kimilerinin de mucizeyi görseler bile iman etmediklerini, mucizeye ancak yetersiz ve az gelişmiş insanların ihtiyaç duyduklarına ve bu yüzden de mucizelerin sağlayacağı yararların sınırlı olduğuna dikkat çeker. İsra ve Miraç Hadisesi’ni ele alırken bu konuyla alakalı farklı rivayetlere de yer vermiştir. Bu bölümü bütüncül olarak okuduğumuzda Hamidullah hocanın Resûllullah’ı (sas) insanüstülüğü esasından uzak model insan olarak tanıtma çabasında olduğunu görürüz.

 

Medine Vesikası ve davet mektupları

 

Bu kısımda İslam’ın ilk anayasası olan Medine Vesikası’ndan ve muahat (kardeşleştirme) gibi faaliyetlerden bahsetmiştir.[17] Bu aşamalar gerçekleşirken İslami devlet oluşumunu da gözlemlemekteyiz. Sonrasında “Siyasî-Dinî Hayat” başlığı altında Mekke Kureyşleriyle olan ilişkiler, Bedir, Uhud ve Hendek savaşları, Recî Vakıası, Hudeybiye Anlaşması ve Mekke’nin fethi, ilk ve son haccı esnasında verdiği hutbe olan Veda Hutbesi anlatılmıştır.

Bu bölümde 397. maddede “Kadının Toplumdaki Yeri Konusundaki Reformlar” adıyla dikkat çekici bir alt başlık vardır. Uhud savaşından sonra nazil olan ayet[18] ile önceden mirasta hakkı olmayan kadına miras hakkı verildiğinden bahsetmiştir. Siyasî-Dinî Hayat konusunun ardından müellif çeşitli kabilerle ilişkilerden bahsetmiştir. Habeşlilerle, Mısır’la, Bizans’la, İran’la, İran sömürgeleriyle ilişkilerini uzun uzadıya anlattıktan sonra bu bölgelerin hükümdarlarına gönderilen davet mektuplarının asıllarını da eserine almayı unutmamıştır. Bu mektupların orijinallerine kendi ulaşmış ve sahte olup olmadıklarını da inceleyip tartışmış, bunları ayrıca bir kitap haline getirmiştir.[19]

 

Hane-i Sâadet ve Ezvâc-ı Tahirât

 

İkinci cilt Resullah (sas)’ın özel hayatıyla başlamış, bu başlık içinde 1078-1084. maddelerde evlilik çeşitlerine değinmiş bunun ve bu şeklin dışındaki uygulamaların anormal olduğunu düşünen zihniyete tatminkâr bir üslupla anlatmıştır.[20]Ardından Ezvac-ı Tahirat yani Peygamberimiz’in (sas) zevceleri anlatılmıştır. Bu başlık içinde müellifin “İslam Kölelik” konusuna da dikkat çekmesi gözden kaçmamıştır.Bu konu hakkındaki tavrı da olumludur. İlk Müslümanların köleliği öncekilerden devraldığını, İslam’a göre köleliğin ne bir cezalandırma yolu ne de birtakım ekonomik kaygılarla kendisinden yararlanılmaya çalışılan bir savaş ganimeti olmadığını belirtmiştir.[21]

 

Tebliğ ve eğitim

 

“Resûlullah’ın (sas) Tebliğ Faaliyetleri ve Ortaya Koymuş Olduğu Eser” başlığı altında Resûllah’ın (sas) hayatını gelecek nesillere aktarılmasında en önemli iki kaynak olan Kur’ân ve Sünnetin rolünden bahsetmiştir. Akabinde “Resullullah (sas)’ın Dinî, Ahlaki, Toplumsal Alanlardaki Eğitim ve Öğretimi” konusunu geniş çapta ele almıştır. Bu geniş başlık altında namaz, oruç, hac, zekât gibi ibadetleri bukitabı Batı dünyasına yazmış olduğunu hesaba katarak ayrıntılı bir biçimde anlatmıştır. Ayrıca bu geniş başlık altında O’nun (sas) anlayışlılığı, yöntemi, estetik, güzel sanatlar, müzik, mimarî, alkollü ürünler ve şans oyunları(kumar) vb. konulara Kur’ân ve sünnet ışığında izahlar getirmiştir.

Bundan sonra “Eğitim ve Öğretim” konusunu tekrar geniş bir çerçeve ile işlemiş, eğitim ve öğretimin serüvenine yer verilmiştir. Hicretten önce ve hicretten sonra olarak ikiye ayırmıştır. Müellif burada konuyu işlerken geçmiş peygamberlerden kıssalar aktardığını görmekteyiz bu da bize göstermektedir ki; Hamidullah hoca, Siyer-i Nebi’yi Siyer-i Enbiyadan ayırmadan[22] anlatmıştır. Hicretten sonra alt başlığında ise İslam’ın ilk üniversitesi[23]olarak nitelendirdiği Suffa’ dan bahsetmiştir. Arkasından diğer okullara, ders programlarına vs. değinmiştir.

 “Fen Bilimlerindeki Gelişmeler” başlığı altında kozmoloji, astronomî, meteoroloji, tıbb-ı nebevî, tıbbın İslam öncesi Arabistan’daki durumu, Resûlullah’ın (sas)’ın tıbba karşı tutumu, Kur’an’da tıp, sağlık teşkilatı, Resulullah (sas)’ın tabipliği ve o dönemdeki bazı hastalıkları ayrıntılarıyla aktarmıştır.

 

Bir devlet başkanı olarak Hz. Peygamber

 

Hz. Muhammed’in (sas) devlet anlayışına geçmeden önce Mekke’deki idari yapı, siyasal-toplumsal düzen, şehir parlamentosu, devlet başkanı, dini, askeri görevler, adliye teşkilatı, maliye ile ilgili bilgiler verdikten sonra yabancılarla ilişkilerine de değinmiştir. Ardından “İslamî Dönemde Devlet Anlayışı” konusundan bahsetmiştir. Bu konuda Kur’an’da devlet anlayışını, Kur’an’da devletin tarihçesini bir müfessir titizliğinde en güzel şekilde izah etmiştir. Ardından kamu görevlerinin yerine getirilmesini, adalet teşkilatını, iktisadi sistemi, askeri teşkilatı, bayrak ve sancağı, diplomasi ve büyükelçilik faaliyetlerini anlatmıştır ve Resûlullah’ın izlediği siyasetin temel ilkeleri saymıştır.

O dönemdeki toplumsal hayat hakkında da bilgi verdikten sonra Efendimiz’in (sas) dünya hayatına vedasını ardından defin ve cenaze işlemlerini, sonrasında hilafet meselesine değinerek kitabını sonlandırmıştır.

Eser dikkatlice okunduğunda fark edilecektir ki, Hamidullah hocanın yılları verdiği bu çalışması sadece bir siyer kitabı değil, aynı zamanda bir tarih, bir tefsir, bir bilim kitabıdır. İçeriği oldukça geniş bir manzumeye sahip bir ansiklopedi dememiz daha doğru olacaktır.

 


[1]          Yaşamı ile ilgili detaylı bilgiler için bkz. Salih Tuğ - M. Kâmil Yaşaroğlu, “Muhammed Hamîdullah”, DİA, XXX, s. 534-537

 

[2]          Hamidullah, Muhammed, İslam Peygamberi, s.17

 

[3]          Hamidullah, s. 23.

 

[4]          Hamidullah, s. 23.

 

[5]          Salih Tuğ - M. Kâmil Yaşaroğlu, s. 534-537

 

[6]          Apak, Adem, “Muhammed Hamidullah’ın Siyer İlmine Katkıları”, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c. 13, sy. 1, 2004, s.61.

 

[7]          Fayda, Mustafa, “İbn İshak”, DİA, XX, 95

 

[8]          Şeşen, Ramazan, Müslümanlarda Tarih Coğrafya Yazıcılığı, İstanbul, 1988 , s.26

 

[9]          Hamidullah, s. 28.

 

[10]         Hamidullah, s.26-28.

 

[11]         Hamidullah, s. 50.

 

[12]         Hamidullah, s. 62.

 

[13]         Belâzürî, I, s. 831-852; İbn Sa’d, I, s. 120-131.

 

[14]         Hamidullah, s. 74.

 

[15]         Hamidullah, s.76.

 

[16]         Hamidullah, s. 80.

 

[17]         Hamidullah, s. 162

 

[18]         Nisa 4/11-12.

 

[19]         Bkz. Hz. Peygamber’in Altı Orijinal Diplomatik Mektubu, trc. Mehmet Yazgan, Beyan Yayınları 1990.

 

[20]         Hamidullah, s. 550-552

 

[21]         Hamidullah, s. 574-576

 

[22]         Muhammed Emin Yıldırım, “Bir Alim Bir Eser”, İbn Sâd ve Tabakat Sempozyum Bildirileri, s. 25.

 

[23]         Hamidullah, s. 634.

 


Zeynep GÖKÇEGÖZ