...Hiddeti de Merhameti de Allah İçin Olanın Kızı: Hz. Hafsa

...Hiddeti de Merhameti de Allah İçin Olanın Kızı: Hz. Hafsa

Hafsa validemiz, adaleti, şecaati ve heybeti ile müminlerin sığınağı, müşriklerin ise korkulu rüyası olan bir babanın Ömer b. Hattab’ın (ra) kızıdır. Annesi İslam’ın ilk yıllarında Müslüman olmakla şereflenmiş Zeynep bintMaz’un’dur (r.anha). Nübüvvetten beş yıl önce 605 yılında Mekke’de dünyaya gelmiştir.[1] Anne ve babasının ilk çocuğu olan Hafsa validemiz, soylu bir aileden gelmektedir. Babasının mensup olduğu Adiyoğulları kabilesi, sekizinci kuşakta Hz. Peygamber’in soyu ile birleşir. Dayısı Osman b. Maz’un, Bedir ashâbındandır. Halası Fatma bintHattab, Hz. Ömer’i imana taşımış, amcası Zeyd b. Hattab ise Yemame şehididir. Mensup olduğu aileyi hangi cihetten incelersek inceleyelim her daim Hafsa validemizin şerefine şeref katacak bir bağ ile karşılaşırız.

Çocukluk ve gençlik yılları hakkında elimizde ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Nübüvvetin ilk yılında Hafsa validemiz beş yaşındadır, daha sonra babası ile birlikte Müslüman olmuştur. İslam ile şereflendiğinde 11 yaşında bir çocuktur. Ömer bin Hattab nübüvvetin ilk yıllarında İslam’ın en koyu düşmanlarından biriyken daha sonra Peygamber Efendimiz’in duasına nail olarak İslam ile şereflenmiş ve Hz. Ömer (ra) olmuştur. Hafsa validemiz de babasının hayatındaki bu büyük değişimin canlı tanığı olmuş, İslam ile güzelleşen, hiddeti de merhameti de Allah için olan bir babanın himayesinde büyümüştür. Halası Fatma bintHattab da Hafsa validemizin terbiyesi ve yetişmesi noktasında büyük bir role sahiptir. Evini tıpkı bir medrese gibi yeğenine açmış ve İslamî her konuda hem kendisini hem de yeğenini yetiştirmiştir.

İlk evliliği

  1. validemiz evlililik çağına geldiğinde Mekke’de talipleri çoğalmaya başlar. Her haliyle babasına benzeyen bir hanımdır. Heybetli ve vakarlı duruşu, biraz celalli olan yapısı ve bir o kadar da merhametle dolu olan kalbi, gören herkese Hz. Ömer’i hatırlatır. Babası onu talipleri arasından Huneys b. Huzâfe es-Sehmî (ra) ile evlendirir. Çok güzel bir evlilikleri olur; çünkü eşi de Hafsa annemiz gibi seçkin vasıflara sahiptir. Huneys b. Huzafe, İslam’ın tebliğ edilmeye başlandığı ilk günlerde Müslüman olmuş, imanının bedelini ödemek için Habeşistan’a hicret etmiş, daha sonraki dönemde annemizle birlikte Medine’ye hicret etmiş ve Bedir ashâbına katılmıştır. Hafsa annemiz Bedir’e babasını, kocasını ve üç dayısını gönderir. Eşi Bedir gazvesinde yaralanır ve yaralanmasının üzerinden birkaç gün geçtikten sonra vefat eder. Eşinin vefatı Hafsa annemizi çok üzmüştür.

Hz. Ömer kızının üzüntüsü hafifletmek ister ve iddet süresi bittikten sonra o dönemde kızını soylu bir kimse ile evlendirme geleneğini yerine getirmek için, ilk olarak yakın dostu Hz. Osman’ın kapısını çalar. O günler de Hz. Osman da eşi Rukiyye’yi yeni kaybetmiştir. Kızını onunla evlendirmek istediğini söyler. Hz. Osman düşünmek için zaman ister. Bir müddet düşündükten sonra şimdilik evlenmek istemediğini söyleyerek Hz. Ömer’in teklifine olumsuz cevap verir. Bu cevap Hz. Ömer’i hem çok kızdırır hem de çok üzer. Bunun üzerine aynı teklifle başka bir yakın dostu olan Hz. Ebû Bekir’e gider. Hz Ebû Bekir ise bu teklife olumlu ya da olumsuz bir cevap vermeden sükut eder. Bu durum Hz. Ömer’i, Hz. Osman’ın cevabından daha çok kızdırmıştır. Nihayetinde her ikisini de şikayet etmek ve kırgınlığını dile getirmek için Allah Resûlü’nün yanına gider. Efendimiz’e durumu anlatıp kızgınlığını ifade edince Allah Resûlüonun gururunun kırıldığını anlar ve şöyle der: “Hafsa, Osman’dan; Osman da Hafsa’dan daha hayırlı biriyle evlenecek.”[2] Hz. Ömer, Osman’dan (ra) daha hayırlı olacak tek kişinin Resûlullah (sas) olduğunu çok iyi bilir ve bu duruma çok sevinerek Hafsa annemize Resûlullah’ın kendisine talip olduğu müjdesini verir.

625 yılının Şaban ayında Hafsa annemiz ile Efendimiz’in kutlu evliliği gerçekleşir. Hafsa validemiz bu evlilik gerçekleştiğinde 22 yaşındadır. Allah Resûlü’nün dördüncü hanımı olarak hane-i saadetteki yerini almıştır. Bu kutlu evlilik Efendimiz’in dostlarına verdiği değerin de bir göstergesidir. Yakın dostu Hz. Ömer ile akrabalık bağı kurmuş, İslam davasına çocukluğundan beri gönül veren Hafsa validemizi “müminlerin annesi” konumuna yükseltmiştir.

Hz. Ömer kendisine çok benzeyen ve çabuk celallenen bir yapıya sahip olduğunu bildiği kızına, peygamber evine gelin gittiği için Allah Resûlü’nü üzecek bütün davranışlardan sakınması gerektiğini söyleyerek tavsiyelerde bulunmuştur. Bu tavsiyeler ile peygamber evine gelin olarak gelen Hafsa annemiz Allah Resûlü’nün dünyasında ayrı bir konuma sahip olmuş hem babası Hz. Ömer’in Efendimiz’in yakın dostu olması hem de Hafsa validemizin o dönemin hanımlarında bulunmayan bazı meziyetlere sahip olması bu alakaya neden olmuştur.

Hikmet ve hakikat ehli muttaki bir şahsiyet

O dönemde erkeklerden bile az bir kesim okuma yazma bilirken Hafsa annemiz okuma yazma bilen eğitimli bir hanımdır. Yetiştiği çevre onun ilme bakışını ve bilgi düzeyini etkilemiştir. Hafsa annemiz de tıpkı Aişe annemiz gibi Allah Resûlü’ne her konuda sorular sormaktan hatta bazı durumlarda aldığı cevaplara itiraz etmekten geri durmamıştır. Bu durumun en büyük sebebi babasının kızı olmak ile vasıflanması yani her hali ve her tavrıyla Hz. Ömer’e benzemiş olmasıdır. Bu itirazların tekrarlanıyor olması Allah Resûlü’nü rahatsız eder. Hafsa annemizi her zaman bu konuda idare etmeye çalışsa da bir gün çok kızarak annemizi ric’i* talakla boşar. Bu boşama hem Hafsa annemizi Hem de Hz. Ömer’i çok üzmüştür. Daha sonra Efendimiz’e, Cebrail (as) gelerek eşine dönmesi gerektiğini bildirir. Allah Resûlü, Cebrail’in gelişini şu sözleri ile haber verir: “Cebrail bana geldi ve ‘Hafsa, çok oruç tutan, çok namaz kılan bir hanımdır ve cennette de senin eşindir.’ dedi.”[3] Allah Resûlü, Cebrail aracılığıyla gelen haber sonucunda Hafsa annemizi boşamaktan vazgeçer ve ona geri döner. Bu dönüş ve bu dönüşün göklerden gelen bir haberle olması hem Hafsa annemizi hem de Hz. Ömer’i çok mutlu etmiştir. Yaşanan bu talak hadisesinin dışında evlilik hayatlarında iki büyük hadise daha gerçekleşir.

Bal ve tahrim

Bunlardan birisi Tahrim hadisesidir. Tahrim hadisesi ile ilgili birden çok rivayet anlatılır, ilk olarak bal kıssası zikredilir. Olay şöyle gerçekleşmektedir: ZeynebbintCahş validemiz,Allah Resûlü onu ziyarete geldiğinde bal şerbeti ikram etmiştir. Efendimiz bu ikramdan dolayı annemizin evinde normalden daha uzun süre kalmış, bu durum birkaç gün daha böyle devam etmiştir. Aişe ve Hafsa validelerimiz Efendimiz’in neden daha uzun süre Zeyneb annemizin evinde kaldığını araştırmaya başlarlar. Bunun sebebinin bal şerbeti olduğunu öğrenince bir plan yaparak Efendimiz’in diğer hanımları ile anlaşıp her gittiği evde hanımlarının ona ağzının kötü koktuğunu söylemelerini isterler. Bu kötü kokuyu içtiği bal şerbetine bağlayarak Zeyneb validemizin evinde uzun süre kalmasına mani olmuşlardır. Koku konusunda hassas olan Allah Resûlü’nü bu durum çok rahatsız etmiş ve kendisine bal şerbetini haram kılmıştır/ tahrim etmiştir.[4] Daha sonra Allah (cc), Efendimiz’i kendisine helal olan bir şeyi haram kılmaması/tahrim etmemesi noktasında ikaz etmiştir. [5]

Tahrimmeselelesi ile ilgili ikinci rivayet ise sır meselesidir.[6] Allah Resûlü, Hafsa annemize bir sır verir ve bu sırrı kimseye söylememesini ister. Ama Hafsa validemiz Aişe annemizin ısrarlarına dayanamayarak bu sırrı ona anlatır. Bunun üzerine Cebrail (as), sırrın ifşa olduğunu Efendimiz’e bildirir. Bu olayın üzerine Aişe ve Hafsa validelerimize Allah (cc) katından ikaz edici ayetler gelir.[7]

Dünyalık arzusu ve mahrumiyet

Allah Resûlü ile Hafsa annemizin evliliklerinde gerçekleşen üçüncü olay ise İla hadisesidir. İla yemin demektir. Kocanın eşinden uzak duracağına dair ettiği yeminin adıdır. Bu hadise hicretin 9. yılında gerçekleşir. İslam devletinin zenginleşip genişlediği o günlerde annelerimiz Efendimiz’dendünyalık bazı isteklerde bulunurlar. Allah Resûlü de bu istekleri geri çevirir; ama Hafsa annemiz ve Aişeannemiz bu isteklerinde ısrarcı olurlar. Bunun üzerine Efendimiz hanımlarından bir ay ayrı kalacağına yemin eder, hanımlarını terk edip Mescid-i Nebevî’nin içinde ayrı bir çadırda kalmaya başlar. Bu durum annelerimizi çok üzer ve onlarda büyük bir pişmanlığa sebep olur. Bir ayın sonunda Efendimiz hanımlarına dönünce, Allah tarafından peygamber hanımlarına ikaz gelir[8] bu ikazın sonucunda bütün annelerimiz Allah Resûlü’nü ve ahiret nimetlerini seçerler.

Hafsa validemiz ile Efendimiz’in evliliği 8 yıl sürer. Bu evlilik sürecinde Allah Resûlü’nün başka evlilikler yapması ve hane-i saadette bulunan annelerimizin sayısının her geçen gün artması, peygamber hanımı da olsa hanım olmak fıtratından kopamayacak olan annelerimizi biraz zorlamıştır. Ayşe annemiz ile Hafsa annemizin işbirliği, Hafsa annemizin biraz sert olan mizacı, kendisine bazen çok zor durumlar yaşatsa da Allah Resûlü onlara karşı merhametli olmaktan hiç vazgeçmemiştir. Annelerimizin hayatlarını okurken ve bu satırları yazarken yüzümüzde oluşan tebessüme mani olamıyoruz. Çünkü onların bu mücadeleci halleri Allah Resûlü’ne karşı olan saf, masum ve samimiyet dolu sevgilerinin bir neticesidir. Allah bizlere de Efendimiz’i bu denli sevebilmeyi nasip etsin.

Mushafın muhafızı bir muallim

Hafsa validemiz Allah Resûlü’nün vefatının ardından müminlerin annesi olarak ashâba muallimlik yapmış, Efendimiz’den 60 tane hadisin bize ulaşmasına vesile olmuştur. Özellikle Hz. Ömer, hilafeti boyunca alacağı bazı kararları “müminlerin annesi” olan kızına danışarak almıştır. Kur’ân-ı Kerim’in sayfalarının bir araya getirildiği Mushaf, Hafsa annemizin gözetiminde muhafaza edilmiştir.

665 yılında, 60 yaşında Medine’de vefat etmiş BakîKabristanlığı’na diğer annelerimizin yanına defnedilmiştir. Allah annemizden ebeden razı olsun.

[1] Yaşar Kandemir, “Hafsa” DİA, IV, 119.

[2] İbnSa’d, Tabakât, VII, 66.

[3] *Dönüşü mümkün olan talak demektir. Nesâî, Talak,76; Hakim, Müstedrek, IV, 15.

[4] Buhârî, Talak, 8; Müslim, Talak, 20; İbnSa’d, Tabakât, X,112.

[5] Tahrim 66/1.

[6] İbn Kesir, Tefsiru’l- Kur’ani’l-Azim, VII, 102; Taberî, Câmiu’l-Beyân, XXVIII,102.

[7] Tahrim66/3,4.

[8] Ahzab 33/28, 29.


Ayşenur SÖĞÜT