Hz. Peygamber'in ﷺ Eğitim Alanındaki Örnekliği Hakkında Neler Söyleyebiliriz?

Hz. Peygamber'in ﷺ Eğitim Alanındaki Örnekliği Hakkında Neler Söyleyebiliriz?

Kur'an, Hz. Peygamber’in yaptığı isin bir egitim faaliyeti olduğunu açıklamakta[1] kendisi de: “Ben muallim olarak gönderildim”[2] sözüyle bu hususa dikkat çekmektedir.Hz. Peygamber ilahi mesajları insanlara ulastırmıs ve ögretmis,

ögretim konusu yaptıgı hususları da tutum ve davranışlarıyla Suffa’da, mescitte, evde, çarsıda, pazarda, kısaca her yerde, her

düzeyden ve yastan muhatabına yaparak, yasayarak, uygulayarak göstermistir. Hz. Peygamber’in her bakımdan dagılmıs bir toplumun yeniden insasını oldukça kısa bir sürede gerçeklestirmis olmasında insan fıtratına uygun ögretileri, fıtrata uygun olarak ögretmesinin rolü büyüktür. Bugün de meseleyi bu noktada degerlendirmek ve “Insan nedir? Varlık âlemindeki yeri, görev ve sorumlulukları nelerdir? Nereden gelip nereye gitmektedir? Hayatın ve ölümün anlamı nedir?” gibi temel

sorulara doyurucu cevaplar veren muhtevayı, insanı huzurlu edecek biçimde sunmayı basarabilmek

gerekmektedir. Hz. Peygamber bir egitimci olarak;

 

- Önce kendini tanımıs ve olduğu gibi tanıtmıstır. Duygusal ve düsünsel süreçlerinin, yeteneklerinin, yeterliklerinin

ve sorumluluklarının farkında olmustur.

- Birey olarak her bir muhatabını ilgi, ihtiyaç, beklenti, kabiliyet ve seviye bakımından tanımaya ve anlamaya çalısmıs, mesajlarını, tutum ve davranıslarını bireysel ayrılıklara göre düzenlemistir.

- Saglam bilgiye dayanan mesajlarını aklı ve duyguları harekete geçirecek yöntemlerle ve açık, net, anlaşılır ve etkileyici bir dille sunmus, muhatabını düsünmeye, araştırmaya ve sorgulamaya sevk etmistir.

- Egitimde süreklilik ve tedrîcîlik ilkelerini esas almıstır. “Besikten mezara”, hayat boyu ögrenmeyi, “az da olsa devamlı olan” aksiyoner tutumları övmüstür. Bu süreçte sadece yeni davranışlar kazandırırken degil, istenmeyen davranıslardan ve kökleşmiş alıskanlıklardan uzaklaştırmaya çalısırken de muhatabın hazır olusunu gözeten asamalı bir yol izlemistir. Baskı ve zorlama yapmamaya, bıkkınlık vermemeye özen göstermistir.

- Hz. Peygamber’in bütün iliskilerinde ayette ifade edilen[3] “raûf ve rahîm” sıfatlarının yansıması görülür. Sevgi, sefkat, merhamet, nezaket, zarafet,müsamaha, adalet, sabır ve azim gibi degerleri düstur edinen üstün ahlaki nitelikleri onun sevilen; saglam kaynaklara dayanan bilgisi ve samimiyeti de güvenilen bir egitimci olmasında etkili olmustur. Egitim alanında temel ilkeyi de:“Kolaylastırınız, zorlastırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz”[4] sözüyle açıklamıstır. Egitim isinin ciddiyeti ve zorluğu bizi hep basarılı egitimci örnekleri aramaya yönlendirmistir. Bu anlamda Allah’ın insanlar arasından seçtigi, terbiye ettigi ve “en güzel örnek” olarak takdim ettigi Hz. Peygamber’in “muallim” sıfatıyla öne çıkan kisisel ve görevle ilgili

niteliklerini ögrenmek ve örnek almaya çalısmak, her zaman olduğu gibi bugün de egitimciler için çok mühimdir. Hz. Peygamber’i hayatımıza katmak, hissetmek ve içimizde yasamıs, iletisim içerisinde olmus, her vesileyle muhataplarını bilgilendirmis, karşılaştıkları sorunların çözümünde onlara rehberlik ve danısmanlık yapmıs, yasantılarını düzenlemelerine yardımcı olmus egitimci yönüyle tanınması, onun örnek alınmasını kolaylastırmıs olacaktır.

 

[1] Bakara 2/129, 151; Âl-i Imrân 3/164; Cuma 62/2.

[2] Ibn Mâce, Mukaddime 17; Dârimî, Mukaddime 32; Bk. Müslim, Talâk 29.

[3] Tevbe 9/128.

[4] Buhârî, Ilim 11; Müslim Cihad, 5.


Prof. Dr. Ahmet KOÇ