Ümeyye B. Halef

Ümeyye B. Halef

Yürünen yolda insana lazım olan en önemli şey pusula ve rehberdir. Tarih boyunca her kavmin yada her grubun bir rehberi olmuştur. Şüphesiz ki bu yolda rehber olanların en güzelleri ise Ashab’ın ve bütün Müslümanların rehberi Hz. Muhammed’dir(sas). Aslında bu rehber insan için en önemli azıktır.Yürüyeceği yolu nasıl yürümesi gerektiğini, nasıl kazanabileceğini insana öğreten rehberidir. İnsanoğlu bazen bu nimeti farkedemez. Rehberini şana şöhrete, makama, paraya tercih eder ve nimet içerisinde mahrumiyet yaşar. Bu mahrumiyeti yaşayanlardan biri de Umeyye b. Halef’tir.

 Asıl adıÜmeyye b. Halef b. Vehb b. Huzafe b. Cumah’tır. Her İslam düşmanı gibi Daru’nNedve’de bulunuyordu. Hz. Muhammed (sas) için yapılacak her türlü kötülükte yer alıyordu. Kendisi çevresinde saygın, şerefli ve sevilen bir kişiydi. Hatta Velid b. Muğire dostu EbûUhayha Saîd b. Âs’a“Muhammed’e gelen bu Kur’an, Mekkelilerden yada Tâiflilerden bir kişiye meselaÜmeyyeb. Halef gibi birine inseydi” diyerek onun bu göreve ne kadar layık olduğunu düşünüyordu.[1]. Bu yol şan, şöhretle yürünmez o da bilmiyordu, onu bu göreve layık gören dostları da bilmiyordu.Ümeyyekötü için yaşamak istiyordu ve yaşıyordu. Savaştan kaçıyor, ölümden korkuyor ve Müslümanlara en çokta Bilal’ e (ra)eziyet ediyordu. Umeyye’nin uğraşlarından biride “ezlâm”  denen fal oklarıydı. Ezlam; Câhiliye Arapları, önemli olan işlere başlamadan önce tahtadan yapılmış ve kanat takılmamış ince oklar üzerine “yap, yapma” şeklinde alternatifler yazıp bir torbaya koyarlar, daha sonra içlerinden birini çekerek çıkan yazıya göre girişilen işin kendileri için uğurlu veya uğursuz olacağına inanır ve ona göre hareket ederlerdi.[2]

Umeyye’ninhayatındaki en büyük yoksunluk, Efendimiz’in (sas) merhametinden, güzelliğinden uzak olmasıydı. Bu yoksunluk onu farklı yollara itti, en güzelin Hz. Muhammed’in dilinden Allah’a havale edilenlerin arasında oldu. Efendimiz (sas) “Allahım! EbûCehl’i sana havale ederim, Utbe b. Rabîa’yı, Şeybe b. Rabîa’yı, Velid b. Ukbe’yi, Ümeyye b. Halef’i ve Ukbe b. EbûMuayt’ı sana havale ederim.”[3]diyerek onları azabı en çetin olana havale etmişti.

Umeyye b. Halef’in en çok korktuğu şey ölümdü. Bir gün Sa’d b. Muaz Umre niyetiyle Mekke’ye gitmiş, dostu olan Umeyye b. Halef’te kalmıştı. Öğle sıcağında beraber yola çıktılar yolda giderlerken Ebu Cehil ile karşılaştılar. Ebu Cehil, Umeyye b. Halef’e yanındakinin kim olduğu sordu. Sa’d olduğunu duyunca ona hitaben “Dedelerinin dininden dönenlere yardım edip onları himaye ettiğiniz halde bakıyorum Mekke’de rahat rahat tavaf yapabiliyorsun. Şunu iyi bil ki, EbûSafvan’la beraber olmasan evine pek selametle dönemezdin.” dedi bunun üzerine Sa’d b. Muaz Ebu Cehil’e; “Eğer sen beni tavaftan men edersen, ben de vallahi sana daha ağırını yapar, senin Medine’deki Şam ticaret yolunu keserim!” dedi. Sa’d b. Muaz’ın sesi Ebu Cehil’e yükselince korkak bir karaktere sahip olan Umeyye b. Halef  “Ey Sa’d! Sen bu vadi halkının büyüğü olan Ebû’l-Hakem’e karşı bağırma!” dedi. Sa’d, Umeyye’ye dönerek ““Ey Ümeyye! Sen de beni tutma, bırak. Vallahi, ben Allah’ın Rasûlü Muhammed’in seni öldüreceğini işittim.”[4] dedi. Sa’d b. Muaz’ın bu sözleri Umeyye’yi savaş meydanına götürmekten alıkoyan en önemli etken oldu. Savaş hazırlıkları başladığı sırada Umeyye b. Halef çeşitli bahanelerle savaşa katılmak istemiyordu. Ukbe b. Muayt’ın onu kadına benzetmesi üzerine savaşa katılmak zorunda kaldı.  Ebu Cehil, Bedir’e yola çıkılacağı gün halkı davet ediyordu. Umeyye gelmeyeceğini söylediğinde Ebu Cehil; “Sen önde gelen olarak orada bulunmazsan halkta savaşa katılmaz, gel kendini göster savaş başlayacağı sırada geri dönersin.” demişti. Fakat evde kendisi kadar savaşa gitmesini istemeyen eşi vardı. Eşi Umeyye’ye, Sa’d b. Muaz’ın sözlerini hatırlattı. Umeyye, eşine savaşa katılmayacağını sadece başlangıçta olacağını söylemişti. Allah Resulü’nünAllah’a havale ettiklerinin arasında olanlarla beraber o da Bedir meydanında can verdi. Ölümü ise Habeşli güzel Sahabimiz olan Bilal’in (ra) onu görmesiyle oldu. Savaş meydanında görünüp gideceğim düşüncesiyle gelen Umeyye için işler istediği gibi gitmedi. Savaş Müslümanların üstünlüğüyle devam ediyordu. Umeyye bunu farkedince büyük miktar fidye karşılığında onu esir alacak birini arıyordu. Cahiliyede dostu olan Abdurrahman b. Avf’a teklif etti ve Abdurrahman b. Avf onu ve oğlunu esir olarak aldı. Savaş meydanından ikisini kaçırmaya çalışıyordu. Onları giderken Bilal (ra) gördü. “Küfrün başı Ümeyye b. Halef! O kurtulursa, ben kurtulmam” diye bağırdı ve Müslümanları oraya topladı. Müslümanlara tekrar döndü ve “O küfrün başıdır, o kurtulursa ben kurtulamam.” Dedi. Müslümanlar,Umeyye ve oğlunu kılıçtan geçirdiler.[5]

Ümeyye bin Halef Hakkında İnen Ayetler[6]

Leyl Suresi…

Ata ve Dahhak’ınİbnAbas’ta rivayetlerinde o şöyle anlatıyor: Müşrikler Bilal’e işkence eder ve o da “Allah birdir, Allah birdir” derken Hz. Peygamber (sas) de oradan geçiyormuş. Bilal’e: “O bir (olan Allah) seni kurtaracaktır.” buyurmuş. Gelip de Hz. Ebu Bekr’e: “Ey Ebu Bekr, Bilal Allah için işkence çekiyor.” buyurmuş. Hz. Peygamber’in (sas) ne demek istediğini anlayan Hz. Ebu Bekr hemen evine gelmiş, bir miktar altın alarak Bilal’in efendisi olan Ümeyye bin Halef’e gitmiş ve ona “Bana Bilal’i satar mısın?” demiş. Bilal’i satın almış ve onu azat etmiş. Müşrikler, “Ebu Bekr, olsa olsa daha önce kendisine yaptığı bir iyilikten dolayı satın alarak azat etmiştir.” demişler ve bunun üzerine bu ayeti kerimeler nazil olmuş.[7]

Kafirun Suresi…

Velid b. Muğire, As b. Vail, Esved b. Andulmuttalib ve Ümeyye b. Halef, Hz. Peygamber’e (sas) rastladılar ve O’na: “ Ey Muhammed! Gel sen bizim ibadet ettiklerimize ibadet et, biz de senin ibadet ettiklerine ibadet edelim ve seni bütün işlerimize ortak edelim. Eğer senin getirdiğin bizim elimizde olandan daha hayırlı ise bu hayırda biz sana ortak ve hayırdan nasibimizi almış oluruz. Yok, bizim elimizdeki senin getirdiğinden daha hayırlı ise sen bu hayra ortak olmuş ve bu hayırdan nasibini almış olursun” dediler ve bunun üzerine bu sure indi.

Umeyye b. Halef, hakkı istemedi, hakkın yakınından bile geçmedi. Diğer müşrikler gibi dünyasında ahireti için bir şey toplayamadı. Hatta dünyası için tüm ahiretini kaybetti. İslam’ın güzelliğinden uzaklaştı, batılın çirkinliğinde boğuldu. İnsanlardan çıkarılmış en hayırlı ümmet[8]in muhatabıyken en bedbaht insanlardan olmuştu. Allah Resulü (sas) ona sesleniyorken o kulaklarını, kalbini kapatmıştı.Onun hayatının sonuna baktığımızda görüyoruz ki kazananlar rehberini takip edenler oldular, kaybedenler de Ümeyye bin Halef gibi küfründe ısrar edip düşmanlık yapanlar oldular. Kendini yüksek makamda gören Umeyye kaybetmiş, nice hürlerden daha güzel yaşayan Bilal (ra) kazanmıştır.   

 


[1]Belâzurî, Ensâbu’l-Eşrâf, c. 1, s. 144

[2] TDV, Mustafa ÖZ Ezlam Maddesi, cilt: 12; sayfa: 67

[3]Buhârî, “Cizye”, 21.

[4]M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık; Cilt;3 Sayfa; 262-264.

[5]M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık, cilt3 Sayfa 358-362.

[6] Abese Suresi ilk ayetler ve Fecr Suresi, 15,16,17,25,26 ayetlerin de Ümeyyeibn Halef hakkında indiği rivayet edilmiştir. Bkz: Prof. Dr. Bedreddin Çetiner, Fatiha’dan Nas’aEsbab-ı Nüzul, c.2, 934,935; 946,947

[7] Prof. Dr. Bedreddin Çetiner, Fatiha’dan Nas’aEsbab-ı Nüzul, c.2, 953

[8] Al-i İmran Suresi, 3/110


İlayda Fatma ASLAN