Hâne-i Saâdet’in Evvâhesi: Ümmü’l-Mesâkin Zeyneb binti Cahş

Hâne-i Saâdet’in Evvâhesi: Ümmü’l-Mesâkin Zeyneb binti Cahş

İslâmiyet’i kabul etmeden önce ismi ‘Berre’ olan fakat Peygamber Efendimiz’in ‘Berre’ ismini manasında ki kusursuzluk nedeniyle ‘Zeyneb’ ile değiştirmesi nedeniyle dillerde Zeyneb bt. Cahş olarak anılmıştır. Künyesi ise; Ümmü’l-Hakem ya da Ümmü’l- Hikem’dir. Bu künye kendisine el-Hakem adındaki evladından dolayı verilmiştir.
Zeyneb bt. Cahş’ın annesinin ise Peygamber Efendimiz (sas)  halalarından Ümeyme bt. Abdülmüttalib b. Haşim b. Abdulmenaf b. Kusay’ın kızı olduğu birçok kaynakta zikredilmektedir. Zeyneb’in babası Cahş, Esed b. Huzeymeoğulları’ndan, Cahş b. Reyâb’tır.  Ayrıca Hz. Peygamber’in (sas) halası Ümeyme bt. Abdulmuttalib’in gelin olduğu Esed b. Huzeymeoğulları ailesinin Medine’ye hicret sırasında tamamının Müslüman olarak Mekke’yi terk etmiş olmaları da önemli bir ayrıntıdır.
Zeyneb bt. Cahş’ın kardeşleri; Ubeydullah b. Cahş, Abdullah b. Cahş, Ebû Ahmed b. Cahş, Hamne bt. Cahş ve Habibe bt. Cahş olmak üzere toplam beş tanedir.
İslâm ile müşerref oluşu
Zeyneb bt. Cahş’ın İslâm’ı ne zaman kabul ettiğiyle ilgili net bir bilgiye ulaşılmasa da kardeşleri Abdullah ve Ebû Ahmed’in nübüvvetin ilk yıllarında İslâm’ı kabul etmiş olmalarından yola çıkarak,  onun da kardeşleriyle beraber Müslüman olduğunu varsayanlar bulunmaktadır. Ayrıca Hz. Peygamber’in (sas)  İslâm’ı açık tebliğiyle beraber imanı kalbinde hissedip, çok önceden Müslüman olduğu bilgisi de kaynaklarda mevcuttur.  
Peygamber Efendimiz’in İslâm’ı tebliğe başlamasıyla Müslümanların sayısı artarken buna parelel olarak Mekkeli müşriklerin Müslümanlara yaptıkları işkenceler de artıyordu. Bu durumda hicret için izin isteyen Müslümanlara Hz.Peygamber Medine’ye hicret için izin vermişti. Hicret izniyle beraber Zeyneb bt. Cahş, Esed b. Huzeymeoğullarından toplam 22 erkek, 7 kadın ile beraber Medine’ye hicret etmişlerdi. Zeyneb (r.anha) bu hicreti ile ilk Muhacirler arasında yer almaktaydı.  
Hz. Peygamber’in (sas) dünürlük ettiği İlk evliliği
Aradan zaman geçecek, Zeyneb’e (r.anha) Peygamber Efendimiz’in azatlı hizmetlisi Zeyd b. Hârise’den evlilik teklifi gelecekti. Zeyd, Peygamber Efendimiz’in (sas) yanına gelerek Zeyneb’le evlenmek istediğini, bu amaçla ona dünürlük etmesini rica etti. Bunun üzerine Hz.Peygamber: “Yapma! Onun sana geleceğini sanmam. O, onurludur, kendisini bu yolda üstün görür!” diye buyurdu. Zeyd ise; “Ya Resûlullah! Ona sen söyler ve ‘Zeyd bana sevgi bakımından insanların üstünüdür.’ dersen, muvafakat eder.” dedi.
Bu konuşmadan bir müddet sonra bu sefer Zeyd, Hz. Peygamber’le konuşması için Hz. Ali’ye gitti. Birlikte Hz. Peygamber’in yanına geldiler. Yaptıkları konuşma sonucucunda Peygamber Efendimiz, Hz. Ali’yi ağızlarını aramak aracıyla Zeyneb’in ailesinin yanına gönderdi. Ancak, Zeyneb’in kardeşinin bu işe istekli olmadığını haber verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sas) azatlı kölesi ve aynı zamanda evlatlığı Zeyd için Zeyneb’e dünürlük etmek üzere kendisi gitti.
Zeyneb, Hz. Peygamber’in kendisini istediğini zannederek sevindi. Fakat Zeyd için istenildiğini anlayınca razı olmadı. “Ya Resûllah ! Ben bu evliliğe razı değilim. Ben Kureyş’in bakirelerindenim” dedi. Zeyneb’in buna itiraz etmesinin sebebi, Araplarda yaygın olan bir gelenekti.  Bu geleneğe göre asil ailelerin kızları, azâd edilseler dahi kölelerle evlenmezlerdi.
Asil bir aileye mensub olan Zeyneb ne kadar çok dindar ve iyi bir müslüman olursa olsun içinde bulunduğu toplumdaki yetişme tarzı, onun bu evliliğe sıcak bakmasını engelliyordu. İçinde bulundukları toplumda var olan kabilevî yapıya alternatif olarak, akideye dayalı bir ümmet oluşturma gayretinde olan Hz.Peygamber, ilk başta olumlu bakmadığı bu evliliğin, mü’minler arasında eşitlik fikrinin yerleştirilmesi, şeref ve üstünlüğün soy sopta değil, akıl, edep ve güzel ahlakta bulunabileceğini anlatmak için ısrarda bulundu.  
Zeyneb sert mizaçlı bir kadındı. Mücâhid, Katade, ve Mukatil b. Hayyan’ın görüşüne göre; bunun üzerine Ahzâb sûresi 33/36. ayeti nazil olunca derin bir teslimiyet göstererek, Allah ve Resûlü’nün emrine uyup, Zeyd ile evlenmeyi kabul etmiştir.
Fakat yapılan bu evlilik her ikisine de rahatlık getirmedi. Zeyneb asil ve soyluydu. Yetişme tarzı da ona göre olmuştu. Zeyd ise onun yüz çevirmesinden sabrı tükenerek birkaç defa Resûlullah’a Zeyneb’in kötü muamelesinden şikayetlendi. Resûlullah ise çokça sabretmesini tavsiye edip, zevcesini bırakmamasını ve Allah’tan korkmasını emretti.  Fakat Peygamber Efendimiz’in boşanmaması yönündeki tavsiyesi bu evliliği kurtarmaya yetmedi. Hicretten sonra yaklaşık bir sene süren bu beraberlikleri  Zeyd’in Zeyneb’i boşamasıyla son buldu. Zeyneb’in ilk gerçekleştirdiği evlilik başarılı olmamıştı; ama İslâm’ın yok etmeğe çalıştığı sınıfsal ayrım geleneği artık kırılmıştı.
Gökte kıyılan nikahı
Hz. Peygamber ile Zeyneb’in evliliğinin hicretin beşinci yılında meydana geldiğini ifade edenler çoğunluktadır. Belâzürî, hicretin beşinci yılında Zilkâde ayında evlendiklerini kaydeder. Zeyneb’in evlendiği sırada otuz beş yaşında olduğu da çoğunluk tarafından kabul edilmektedir. Peygamber Efendimiz’le Hz.Zeyneb’in evlilikleri, tarih kaynaklarında şöyle ifade edilmektedir:
Zeyneb, Zeyd’den boşanıp iddeti bittikten sonra bir gün, Hz. Peygamber Hz. Aişe ile beraber oturup konuşuyorlarken kendisine vahiy indiğine dair belirtiler görüldü. Biraz sonra da kendinden bu hal gitti. Ve o tebessüm ederek; “Kim Zeyneb’e giderek Allah’ın onu bana gökte nikahladığını müjdeler buyurdu ve “Hatırla o zamanı ki, Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de kendisine nimet verdiğin zata sen: “ Zevceni boşama, Allah’tan kork!” diyordun da Allah’ın açığa çıkaracak olduğu şeyi içinde gizliyor, insanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah, kendisinden korkmana daha çok layıktı. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince, onu boşadı. İddetini tamamladıktan sonra Biz de onu sana zevce yaptık. Ta ki evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri zevcelerini almakta mü’minler üzerine günah olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.” şeklindeki ayetini okudu.
Ayetten de anlaşıldığı gibi  Peygamber Efendimiz ve Zeyneb’in (r.anha) izdivacıyla daha önce kaldırılmış olan evlatlık kurumunun toplumdaki sosyal, kültürel ve hukukî boyutu tamamen silinmiştir. Zeyneb bt. Cahş’ın Hz. Peygamber’le vahiy sonucu gerçekleşen evliliğinde, nikâhı kıyan Allah olup, ne bir veli, ne de bir şahit vardır. Zeyneb (r.anha) her zaman övgüyle bahsettiği bu durumu şu şekilde ifade etmiştir: “Sizin nikâhınızı aileleriniz kıymıştır. Benim nikâhımı ise yedi kat gökler üzerinde ki Allah kıymıştır.”  Aynı konuyla ilgili olarak Zeyneb, Zeyneb bt. Ümmü Seleme’nin nakletmiş olduğu bir rivayette ise “Vallahi ben Resûlullah’ın diğer hanımlarımdan biri gibi değilim. Onları mehir karşılığında velileri evlendirmiş olup, beni ise Allah, Resûlüyle evlendirmiş, bozulup değiştirilemeyecek olan müslümanların okuduğu kitapta benim hakkımda âyet indirmiştir.” dedi ve Ahzâb 33/37. ayeti okudu.  
Düğün ziyafeti  
Peygamber Efendimiz Zeyneb (r.anha) ile olan düğününde, insanlara et ve ekmekten müteşekkil bir düğün yemeği vermiştir. Bu yemekle ilgili olarak Hz.Peygamber’in başka hiçbir eşine  böyle bir ziyafet vermediğini hizmetlisi Enes şöyle anlatır:
“Resûlullah Zeyneb bt. Cahş’ın düğününde verdiği ziyafeti, diğer zevcelerinin hiç birinin düğününde vermemiştir. Bu düğünde bir koyun kesmiştir.” Ancak ziyafet işinde Zeyneb’i diğerlerinden üstün tutması, yapılan bu izdivacın Allah’ın vahyi ile gerçekleşmiş olması sebebiyle, mahzar olduğu nimetin şükrünü eda etmek amacıyladır.  
Hz. Zeyneb’in meskeni
İbn Sa’d’da Zeyneb’in (r.anha) hücresi hakkında geçen rivayet şöyledir: “Peygamber’in (sas) türbesinin en ucuna yakın sütunda Bâbu’n–Nebi’ye doğru olan yer Zeyneb bt. Cahş’ın odasıydı. Hz. Peygamber dualarını burada arz ederdi. Peygamber hanımlarının odaları Esma bt. Hasan b. Abdullah b. Ubeydullah b. Abbas’ın evlerinden mescidin bitişiğine doğru zamanımıza kadar genişletildi. Bunlar hurma dallarından yapılıp, çamurla sıvanmış kapılarının kalın bezle örtülü olduğu Peygamber’in evleridir.
Hz. Zeyneb’in (ra)  kişiliği, ibadet ve meşguliyetleri
Ümmü’l-Mü’minin Zeyneb bt. Cahş, tarihi kaynaklarda, ibadet ve infaka düşkünlüğü ile karşımıza çıkmaktadır. Hz.Peygamber’in vefatından sonra hiçbir siyasi ve idari işlere karışmayıp, toplum içindeki saygın ve üstün konumunu hayatının sonuna kadar korumuş, “mü’minlerin annesi” olma sıfatını gururla taşımıştır.
Zeyneb (r.anha), dindarlığı çok sadaka vermesi, çok ibadet etmesi ve Resûllullah’ın  ölümünden sonra vefat eden ilk hanım olması, nikâhının Allah tarafından kıyılması onu diğer kadınlardan üstün kılmıştır. Onun dindarlığına ve ibadete düşkünlüğüne örnek olması bakımından Buhârhî ve Müslim’in Sahih’lerinde rivayet edilen bir hadis mealini aktaralım:
“Enes b. Mâlik şöyle dedi: Peygamber (sas) mescide girdiğinde iki direk arasında bir ipin çekilmiş olduğunu gördü. ‘Bu ip nedir?’ diye sorunca, Ashab ‘Bu, Zeyneb’in ipidir. Zeyneb (namazda ayakta durmaktan) yorulunca bu ipe tutunur.” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sas) “Hayır (ibadette böyle güçlük olmaz) bu ipi çözünüz. Sizden biriniz zinde ve kuvvetli oldukça namazı (ayakta) kılsın. Yorulunca da hemen otursun.” buyurdu. Buradan Zeyneb’in (ra) namaz kılmaya ne kadar azimli ve düşkün olduğu anlayabiliriz.
Çok oruç tutup, ibadet eden Zeyneb (r.anha) gece kalkar, Allah’a yalvarır, Allah korkusudan ağlardı. Hz.Aişe onun hakkında : “Övülmüş, ibadetkar, yetimler ve dulların sığınağı” diye bir nitelemede bulunur.
Kolu en uzun olan
Zeyneb bt. Cahş, günlerini ve gecelerini yalnızca ibadet ederek geçirmeyen, elleriyle çalışan elleriyle üreten elde ettiği kazancını Allah için infak eden bir hanımdı. Zira Zeyneb deri tabaklar, ondan deri eşyalar diker ve bunun gelirini Allah yolunda harcardı. Yapmış olduğu deri işleri için Zeyneb’in (r.anha) bir iş atölyesi vardı. Allah Resûlü’nün hane-i saadetlerinde bir nevi iş atölyesi bulunduğunun bilinmesiyle müslüman ailelerde bu sünnete uyulma cihetine gidilmesi, iktisadi hayatımız için bir nimet olurdu. Zeyneb’in  bu özelliğini bilen Hz.Peygamber bir gün hanımlarına, “Bana en çabuk ulaşacak olanınız, kolu en uzun olanınızdır.” buyurmuştu. Hz. Aişe; biz Peygamber’in vefatından sonra herhangi birimizin evinde toplandığımız zaman, kollarımızın uzunluğunu duvarda ölçerdik. Bu Zeyneb’in ölümüne kadar devam etti. Zeyneb kısa boyluydu. Allah kendisine rahmet etsin, o bizim en uzunumuz değildi. Onun ölümü ile Peygamber’in (sas) kolu uzun ifadesiyle “en çok sadaka” veren demek istediğini anlamış olduk.” der.
Evvâhe
Allah Resûlü bir gün muhacirlerden bir gruba ganimetten paylarını dağıtıyordu. Zeyneb bt. Cahş bu paylaştırma işine karışınca Ömer b. Hattab onu azarladı. Zeyneb’in güzel ahlakı ve dindarlığını bilen Allah Resûlü “Ey Ömer! Onu rahat bırak. Çünkü Zeyneb evvâhedir.” buyurdu. Bu sırada orada bulunan bir adam: “Ya Resûlullah, evvâhe nedir?” diye sorunca, Allah’ın elçisi “Allah’a karşı korkulu saygı duyan ve ona yönelip yalvarandır.” dedikten sonra, “Muhakkak ki İbrahim yumuşak huylu ve Allah’a yönelip yalvarandır.” ayetini okumuştur.
Hayrı çok yapan, sadaka dağıtan Zeyneb’e hayır işlerindeki gayretinden dolayı “Ümmü’l-Mesâkin’’denmiştir.    
Vefatı
Ümmü’l-Mü’minin Zeyneb bt. Cahş’ın vefat tarihi ile ilgili kaynaklarda farklı bilgiler vardır. Bu bilgilere göre Hz. Zeyneb, hicretin 20.yılında m.641, Hz. Ömer’in hilafeti zamanında 55 yaşında vefat etmiştir. İbn Hacer ise Hz. Zeyneb’in 50 yaşında vefat ettiğini ifade etmektedir.  Hz.Peygamber’le (sas) Zeyneb’in evli kaldıkları toplam süre 6 yıldır.
Vasiyeti, mirası ve defni
Zeyneb (r.anha) hastalandığı sırada yanındakilere vasiyette bulundu. Bunlardan birincisi, cenazesinin Hz.Peygamber’in taşındığı tabutla taşınmasıdır ki, Zeyneb’in (r.anha) bu vasiyeti yerine getirilmiştir.  Ebû Hâtim ise tabutun ilk defa Zeyneb bt. Cahş’ın cenazesinde kullanılmış olduğunu zikreder.
Vasiyetinin ikinci hususu ise rivayetlerde şöyle geçmektedir: “Hz.Zeyneb’in vefatı yaklaştığı zaman yanındakilere; ‘ben kefenimi hazırladım, Ömer bana kefen gönderirse iki kefenden birini sadaka olarak verin’ diye buyurmuştur.  Vefatından sonra vasiyetine uyularak, Hz.Ömer’İn gönderdiği beş parça kefen ile kefenlendi. Kendisi için hazırlamış olduğu kefen kız kardeşi Hamne tarafından sadaka olarak verildi.
Hz. Peygamber’in diğer hanımları tarafından yıkanan Zeyneb, Baki kabristanına gömülmüştür. Cenaze namazını Hz. Ömer kıldırmıştır. Hz. Zeyneb’in (r.anha) defni esnasında ise, tabutu etrafında büyük bir izdiham yaşanmıştır.
Rivayet ettiği hadisler
Zeyneb bt. Cahş’tan toplam 11 tane hadis rivayet edilmiştir. Rivayetler iki ayrı başlığa ayrılır. Biri ibadete dair fıkhı konular, diğeri gaybe dair konulardır.