ÇÖL İNCİM

ÇÖL  İNCİM

Hüzne makam dizen bir sevdanın, derinlerden akan gözesine vuracağım dilimi,

İhtiyar  parmaklarım taze sevdalar yüklenecek ,

 Kamburuna dünyanın terkisini terk edecek,  lâl kesilen omuzlarım

Gezgin bir ruhun masa başı anıları yağacak  zamana

Aşkın sırrı yakar azizim, sırrın aşkını sırlayacak   acı,

Sevdasıyla demlenen yüreklere  gönlü uzatmanın anı:

Sahralar  yırtılır  göğün alnında,

Arş’tan arza çöl yağar.

Yârem  kaynar deniz uçlarında…

Durun!

Büzüşmüş titrek bir acı dağlanır şakaklarımda

Cimri bir yokluk birikir,

Bağrıma dolanan yaşlı adımlarda.

Çöller kurumuş  gölgeler deryasında,

Hakikat unutulmuş  altın tabaklarda.

Kemik bağlamış gönlüm; göğsümdeki susuz kuyuda,

Göğüm  hâr ile nâr olmakta,

Çöl çöl Mekke' ye yağmakta.

Allah!

Ebva dağlandı sızımda…

Ey çöl incim,

Arzın yâreni bileklerin, arşı diken ellerin…

Sökülü bir cehaletin, pür  melâl kesilen yetimleriyiz.

Taif rüzgarında demlenir dirilişimiz…

Kördüğüm hevesler yarışır bataklarda,

Batıl

Lütfen Dergimizin tüm yazılarını okuyabilmeniz için üye olunuz yada giriş yapınız!

Giriş / Abone ol