Tartışma Ahlakı

Tartışma Ahlakı

“Üsvetün Hasene” üst başlığıyla yazmış olduğumuz üçüncü yazımıza bizi ulaştıran Allah’a hamd olsun. Günlük hayatın içerisinde yaşamış olduğumuz olumsuz olayları, en güzel örnek olan Allah Resûlü’nün (sas) o kutlu hayatından, bu başlık altında anlamaya çalışıyorduk. Bu yazımızda ele alacağımız konu, Müslüman toplumu için son derece önem taşımakta ve ümmetin istenilen seviyeye gelmesinde her bir Müslümana düşen vazifelerin formüllerinden bir tanesini içerisinde barındırmaktadır.

Ele alacağımız olay, Benî Mustalik kabilesiyle yapılan MüreysîGazvesi’nin (Şâban 5/Ocak 627) hemen ardından gerçekleşmişti. Muharebe Müslümanların zaferiyle sonuçlandıktan sonra Müreysî Kuyusu başında su almak üzere bir kalabalık toplanmıştı. Sahâbe efendilerimizden iki isimensârdan Benî Sâlim’in anlaşmalısı Sinân b. Veber el-Cühenî ile Cehcâhb. Saʻîd el-Gıfârî[1] su için kavgaya tutuştular. Cehcâh, Sinân’a eliyle vurdu. Sinân, “Neredesiniz ey ensâr!” diye bağırıp yardım istedi. Cehcâhda “Ey Kureyşliler, ey Kinâne kabilesi!” diye bağırarak yardım istedi. Kureyşlilerbu çağrıya hemen koştu; Evs ile Hazrecliler de koşuştu. Kılıçlar çekildi. Muhacir ve ensârdan bazı insanlar araya girerek SinânCehcâh’ahakkını bağışlayıp barışması için iknâ edinceye kadar onunla konuştu. Bu arada Abdullah b. Übey, “Eğer Medineye dönecek olursak güçlü olan güçsüzü oradan çıkaracaktır.”dedi. Oradaki akrabalarına dönerek, “İşte kendi kendinize yaptığınız budur!” dedi. Bunu duyan Zeyd b. Erkam onun sözünü Peygamber’e haber verdi. Resûlullah (sas) dönüş emri verdi ve hemen yola çıktı. İnsanlar onun ardından hareket etti.Abdullah b. Abdullah b. Übey, en öne geçip babasının yolunu kesti ve onu görür görmez devesini ıhlattırdı. Ona, “Muhammed’in aziz, senin zelil olduğunu söylemedikçe seni bırakmam.” dedi. Resûlullah (sas) yanlarından geçince Abdullah’a, “Onu bırak! Hayatım üzerine yemin ederim ki, aramızda bulunduğu süreceona iyi davranacağız.”dedi.[2]

   Olayı okuduktan sonra sahâbeden iki ismin kavgasına ve daha sonrasında olayın çevredekilerinde bir anda dahil olmasıyla büyüdüğüne şahit oluyoruz. Kişiler arası tartışma, kavga; günümüz toplumunda Müslümanlar arasında da fazlaca yaşanan hadiselerdendir. Ancak burada asıl önemli olan ve bizlerin örnek alması gereken mesele Allah Resûlü’nün (sas) meseleyi öğrendikten sonra sergilemiş olduğu tavırdır. Olaya baktığımızda, Efendimiz (sas), tartışma hadisesini öğrenir öğrenmez, orduya emir veriyor ve o ortamın bir an önce dağılması için harekete geçilmesini istiyor. Ve ordu hareket ettikten sonra uzunca bir süre orduyu yürütüyor ve iyice yoruyor. Buradan almamız gereken mesajlardan ilki; rivayette de okuduğumuz gibi tartışma, kavga gibi olmaması gereken olaylar yaşandığı zaman, o olayın olduğu mekandan uzaklaşmak gerekmektedir, ki insanların zihninde o mekanda bulundukları süre içerisinde olayın tazeliğinin korumasının önlenmesi ve bu durumun önüne geçilmesi için bir adım atılmış olsun.

   İkinci olarak insan, boş kaldığı, bir işle olan meşguliyetine ara verdiği anda şeytanın istediği ve kolayca uğraşabileceği bir kıvama gelmektedir. Allah Resûlü’nün (sas) yapmış olduğu ve bizlere vermiş olduğu mesaj ise; insanları boşta bırakmayarak onları meşgul edecek işler vermesidir. Olayın üzerinden bu tavra örnek ise, Efendimiz’in (sas) ashâbını yürütmesidir. Tartışma olayının sıcaklığıyla, ashâbının dinlenme işlemine devam etmesine izin vermeyerek, onları harekete geçirmiştir. Ve Allah Resûlü (sas) bu tavrı ile Rabb’imizin (cc) İnşirah sûresi 7-8. ayetlerinde “Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel.” buyruğunun ne kadar önemli olduğunu ashâbına vermiş olduğu hareket emri ile göstermektedir.

   Günümüz Müslümanları olarak bizler, birbirimizle uğraşmaktan Allah’ın (cc) dinine hakkıyla hizmet etmeye, iman davasını bir adım daha öteye taşımaya, küfür cephesi ile savaşmaya fırsat bulamamaktayız. Bu hastalığımızdan kurtulmanın formülünü ise Efendimiz (sas), yazımızda ele aldığımız olay üzerinden bizlere vermektedir. Kısacası; her Müslüman kendi işiyle uğraşacak, sorumlu olduğu işi hakkıyla yerine getirecek, boş kalmayacak ve ayetin bizden istediği şekilde boş kaldığı anda başka bir işe bismillah çekecek. Müslümanların tekrar bir araya gelmesinde gereken en önemli adımlardan bir tanesi de hiç şüphesiz budur.

   Allah (cc), bizleri hak yolda hiçbir zaman boş bırakmasın, meşguliyetlerimizi kendi dinine hizmet uğrunda her daim artırsın ve bu düsturu Müslüman aleminin her bir ferdine düstur haline getirebilmeyi bizlere kolaylaştırsın. Âmin...

 


[1] Yardım, Ali, “Celcâh el-Gıfârî”, DİA, VII, 224.

[2]İbnSa’d, Tabakât, II, 65, 66.


Nuri Sardoğu