Musannefat'ın Öncü İsmi Ma’mer Bin Raşid

Musannefat'ın Öncü İsmi Ma’mer Bin Raşid

Künyesi EbûUrve olan Ma’mer b. Raşid, 95 veya 96 yıllarında fakihleri, kurrâsı, udebâsı, imamları ve melikleri bol bir yer olan Basra’da doğmuştur.[1] Yemen'in San'a şehrine yerleşmesi ve uzun zaman orada ikamet etmiş olması hasebiyle San'ânînisbesiyle meşhur olmuştur. Ayrıca Ezd kabilesine mensup bir kişinin azatlısı olduğundan Ezdînisbesiyle de anılmıştır.[2] Babasının ismi Raşid olup künyesi EbûAmr’dır.Ma’mer b. Raşid, Emevî döneminin sonuna ve Abbasî döneminin başlangıcına ulaşmıştır. Emevilerin yıkılıp, yerine Abbasilerin İslam âleminde söz sahibi olduğu yıllarda Müslüman toplumların özellikle Bizans ve İran menşeli yeni bazı dinî akımlar ile karşı karşıya kalmış olmaları dolayısıyla sünnet merkezli sorunların gündeme taşınmasına mukabil ehl-i ilmin bu hareketlere bir cevap ve Müslümanların dini akidelerini koruma adına hadis derleme ve tasnifatına hız verildiğine şahit olmaktayız. Ma’mer b. Raşid’in gençlik yılları da böyle hareketli bir dönemin önemli ilim merkezlerinden birisi olan Basra’da geçmiştir.

İlim Yolculuğu

Hasan el- Basri’nin cenazesine katılmasıyla ilme olan iştiyakı artmış olan Ma’mer b. Raşid’in ilim yolculuğu 14 yaşında Katade b. Diame’nin yanında başlamıştır ve Katade’nin vefatına kadar 7-8 yıl sürmüştür. Ma’mer bin Raşid, efendileri için gittiği ticari seyahatleri bile bir manada ilmi seyahatlere dönüştürüp gittiği her yerden faydalanmayı bilmiş ve bu şekilde birçok yere gitmiş ve çeşitli hocalardan ilim almıştır.

Kufe’ye gitmiş, orada Ebûİshâk’tan istifade etmiştir. Irak’ta ilim tahsil ettikten sonra Medine’ye geçip İbnŞihab ez-Zührî’nin ilim meclislerine katılmıştır. Annesini ziyaret için Basra'ya dönmüş ve orada bir süre Eyyub es-Sahtiyani'ye talebe olmuştur. Onun tavsiyesi ile Yemen'deki İbn Tavus'a gitmiş, onun yanında ilim tahsil etmiş ayrıca orada Hemmam'ın son demlerine yetişmiş, ona hadis arz etmiş ve ondan hadis dinlemiştir. SonrasındaYemâme’ye gitmiş ve orada Yahya b. EbîKesir’den ilim almıştır. Bunların yanında Ma’mer, Şam, Horasan ve başka ilim merkezlerine ilim yolculukları yapmıştır. Bütün bu ilmî yolculuklarının onun ilmî kişiliğinin oluşmasında etkisi büyük olmuştur.

Ma’mer b. Raşid üzerinde en çok tesiri olan hocaları, Eyyûb es-Sahtiyânî, Ebûİshâk el-Hemedânî, Zeyd b. Eslem, Süfyân b. Saîd b. Mesrûk, Abdullah b. Şübrüme, Abdullah b. Tâvus, Katâde b. Diâme, Muhammed b. Mesleme, Hemmâm b. Münebbih ve Yahya b. EbîKesîr’dir.

Hadis ilmine katkıları

Ali b. el-Medini der ki: “İlk dönem hadis ricaline baktığımda isnadın altı kişi arasında döndüğünü gördüm.” Bu altı kişinin altısından da faydalanarak farklı çevrelerin ilmini insicamlı bir şekilde bir araya getirmeyi başarmasıyla Ma’mer b. Raşid, hadis ilminde çok farklı bir yere sahiptir.[3]

Ayrıca Ma'mer'inrihle, kitabet, tasnif usulü, rivayet âdabı ile muhtelif hadis ilimleri alanında ortaya koyduğu prensipler rivayet ve dirâyetü'l-hadîs ilminin temelini teşkil etmiş, sonraki çalışmalarda bunlara ve kendisinin sözlerine atıfta bulunulmuştur.[4]
 

Onun hadis ilmine olan katkısı sadece bununla da sınırlı kalmamıştır, kendisinin Zührî'den naklettiği siyer ve megâzîye dair bilgiler, Katâde'den yaptığı tefsire dair nakiller ve pek çok konuda verdiği fıkhî hükümler de günümüze kadar ulaşmıştır.

Sadece hadis alanında değil daha birçok alanda kendini yetiştirmiş, fakihliği, fetvaları, kadılığı, tarihçiliği, tefsir ve kıraat ilmindeki şöhreti ve zâhidliği ile öne çıkan hocalardan da faydalanmıştır. Hatta şiî ve mu'tezilî olduğu kabul edilenlerden bile belirli bir ölçüde istifade etmiştir.

Yalnız dönemin de üzerindeki etkisiyle, fakihliği büyük ölçüde rivayet ilmine dayalı kalmıştır. Fıkhî meselelerin çözümünde rivayetlere başvurmuş, farklı rivayetler arasında tercihler yapmış ve rivayetleri anlamada aklî istidlal yöntemini kullanmayı uygun görmüştür. Bu sebeple müçtehid fakih kabul edilmiş, mukallid olmayan fetva ehlinden sayılmıştır.[5]

Talebeleri

Bir âlimin ilmini devam ettirmesi ve kalıcı hale getirmesi sadece telif ettiği eserlerle olmaz. Yetiştirdiği talebelerin de önemi en az eserleri kadar büyüktür. Ayrıca bir âlimin büyüklüğünü anlamak kendisinden ilim aldığı hocalarla olduğu kadar geride bıraktığı talebelerle de olur. Zührî ve Hemmam gibi âlimlerin talebesi olan Ma’mer, Abdurrezzak, Abdullah b. Mübarek gibi isimler bırakmıştır.

Ma’mer b. Raşid’in, hadislerin nakledilmesi, ezberlenip tedvin edilmesi, rivayetlerden hüküm çıkarılması ve hassaten Yemen’deki ilmin toplanması açılarından mühim bir ilmî mevkisi vardır. Bu nedenle birçok ilim talibi uzak yerlerden gelip ondan ilim tahsil etmiştir.Ma'mer'inen yakın talebeleri, kendisinden on bin hadis yazdığı rivayet edilen Abdürrezzâk b. Hemmâm es-San'ânî ile San'â kadısı Hişâm b. Yûsuf tur. Zamanın önemli isimlerinden Hişâm b. Yusuf, Süfyân b. Uyeyne, Şu'be b. Haccâc, Süfyan es- Sevri ve Abdullah b. Mübârek gibi isimler de ondan hadis alanlar arasında yer alıyordu.

 

“el-Câmi” Adlı Eseri

Zamanımıza ulaşan en eski hadis kitabı olması sebebiyle ve hadis edebiyatının muhtelif tekâmül aşamalarını aydınlatması bakımından çok büyük bir önem arz eden eser, Hadis musannefatınınmebdei ve “câmi” türünün ilk örneği sayılmaktadır. Lakin o dönemde farklı eserlerinde varlığının bilinmesi hasebiyle bize ulaşan en eski hadis musannefatı sayılması daha ihtiyatlı görülmüştür.

Eser tam olarak aslı olup olmadığı ihtilaflı olan iki nüshası[6] ile ayrıca talebesi Abdurrrezzak’ınMusannefi’nin sonunda günümüze kadar ulaşmıştır. 

Ma’mer’in bu eseri Kütüb-ü Sitte olarak anılan hadis mecmuasından çok daha erken döneme aittir. Kütüb-ü Sitte imamları ile arasındaki zaman dilimi neredeyse bir asırdan fazladır. Hatta Ahmed b. Hanbel ile arasında rivayetlerde bir-iki ravi varken, Buhari ve Müslim ile arasında ikişer ravi bulunmaktadır. Bu da eserini kaynağa daha yakın olması bakımından ayrıcalıklı kılmaktadır.

Ma’mer b. Raşid’in gerek bu eseri gerekse rivayetleri kendisinden sonra gelen hadis eserlerine kaynaklık etmiştir. Hatta bazı eserlerin rivayetlerinden olduğu kadar bab başlıklarından da faydalandığı söylenmektedir. Abdurrrezak, hocası Ma’mer’den 10.000 hadis rivayet etmiş, Ahmed b. Hanbel de Abdurrezzak’ınMusannefi’nin kahir ekseriyetini eserine almıştır. Temel hadis kaynaklarımızdaki rivayetlerin 10.000’ni aşkınınınMa’mer b. Raşid’e ait olduğu belirtilmektedir.

el-Câmi’nin Metodu

Ma’mer Bin Raşid’in hadisleri şifahi olarak aldığı gibi yazılı olarak da almıştır. Lakin onun elindekiler kapsamlı mecmualar olmayıp, sınırlı sayıda hadis ihtiva eden vesikalardır. Habiburrahman el-A'zami'nin yaptığı rakamlamaya göre Cami', 282 bab başlığı altında 1614 rivayeti ihtiva etmektedir. Rivayetlerden 57 si hariç hepsinin Ma’mer bin Raşid’e ait olduğu bilinmektedir. Bu 57 rivayet ise Ma’mer’in öğrencisi olan İshak bin İbrahim’in kitaba yaptığı ilaveler olduğu tespit edilmiştir.

Ma’mer b. Raşid’in eserindeki rivayetlerin çoğu, mürsel ve munkatı' olup, muttasıl isnadların sayısı diğerlerine nisbetle azdır. Ayrıca, isnadların birçoğunda mubhem ve mechulraviler yer almaktadır.Ma’mer b. Raşid, hadislerin büyük bir çoğunluğunu sema’ yoluyla, bir kısmını arz, münâvele yoluyla ve vicâde yoluyla elde etmiş olup, eserinde merfû rivayetlere olduğu gibi, mevkûf ve maktû’ birçok rivâyete de yer vermiştir. İsminden de anlaşılacağı üzere eser, çok çeşitli konularda gelen hadisleri bir araya toplayarak ilgili bablar altında sıralamıştır. Konularına göre, tek bir hadis zikredilmiş bablar olduğu gibi, birçok hadis içeren bablar da mevcuttur.[7] Kendisinden sonra gelen bazı musanniflerde olduğu gibi herhangi bir mezhebin fıkhi görüşünü yansıtan rivayetleri nakletme gibi bir çaba içerisine girmemiştir. Ayrıca Ma’mer rivayetleri sadece nakletmekle yetinmiş, onların içeriklerini ya da sıhhat derecelerini değerlendirmeye gitmemiştir. Bazen rivayetler hakkında açıklamalar yapmış, hocalarına atıfta bulunmuş, garip olan bazı kelimeleri açıklamış ama bunlar çok nadir görülmüştür.

el-Câmi’nin Kaynakları

Kendisinden ders aldığı ve hadis rivayet ettiği çok fazla hocası vardır. Lakin eserinde en çok hocası Zühri’den rivayette bulunmuştur. Diğerlerine yüzde on dokuz oranla üç yüz rivayeti Zühri’ye dayanmaktadır. Buna ilave olarak Katade b. Diame’den iki yüz, Eyyub’tan yüz doksan dört, Abdullah b. Tavus’tan yüzdört, Ebû İshak’tan yetmiş beş, Hişam’dan kırk yedi, Zeyd b. Eslem’den kırk iki ve A’meş’ten kırk rivayette bulunmuştur. Eserinde nakilde bulunduğu birçok hocası bulunmakla beraber, en çok dayandığı hocaları ismi zikredilmiş olanlardır.

Vefatı

Ma’mer b. Raşid yaşadığı devrin en âlimi, Zühri’den nakilde bulunanların da en güveniliri kabul edilmiştir. Bazen rivayette bulunduğu hocalardan dolayı eleştirilse de kendisi hakkında cerh’e varacak bir eleştiri olmamıştır. Hem âlim hem amil olanlardan olduğu, sadece rivayet etmeyip hadisleri hayatına geçirme çabasında olduğu da aktarılmıştır. Yemenliler onun bu kıymetinin farkında olacaklar ki Yemen’den gitmesini istemedikleri için onu Yemenli bir hanımla evlendirmek istemişlerdir. Güvenilir, samimi ve Takva ehli olduğu söylenen Ma’mer b. Raşid, tercih edilen görüşe göre hicri 153 yılında San’a’da 58 yaşında vefat etmiştir.

 

 


[1]Canlı, Mustafa,“Dr. Muhammed Ra’fet Said’in ‘Ma’mer b. Raşid es-San’ânîMesâdiruhu ve Menhecuhu ve

Eseruhu fî Rivâyeti’l-Hadis’ Adlı Eseri”, G.O.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, I (2013), sayı: 1, s.133.

[2]Hatipoğlu, İbrahim, “Ma’mer b. Raşid”, DİA, XXVII, 552.

[3]Erul, Bünyamin,“I. Rivayet Açısından Ma'mer b. Raşid'in (ö.153) el-Câmi'i”, AÜİFD, XLIII (2002), sayı: 1, s.34.

[4] Hatipoğlu, s. 553.

[5] Hatipoğlu, s.553.

[6] Bu konu hakkında ihtilafları daha detaylı incelemek adına Bkz. Sezgin, Fuad, “Hadis MusannefatınınMebdei ve Ma'mer b. Râşid'inCâmi‘i”Türkiyat Mecmuası, XII (1955), s. 115-134;Tokpınar, Mirza, “Ma'mer b. Raşid (ö. 154/771)' in el-Câmi‘i Sanılan İki Yazma Hakkında Tespitler”, D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi,XV (2002), s.17-36.

[7]Erul, s.35.


Dilek TOPAKTAŞ