Ramazan Hayatın Taklitsiz Hali!

Ramazan Hayatın Taklitsiz Hali!

Nasıl da biliyor gelme vaktini. Azar azar azan insanın farkında. O biliyor güne nasıl gireceğini ve zamanı alabora edip bir başka zaman birimine taşınacağını. Müslümanları sayı ve coğrafya engeli olmadan bir iftar sofrasına oturtmayı o başarıyor ancak. İftar ve sahur bahane, o eşsiz derinliğe haiz anlam sofrası sunuyor zamana, dileyenin dileyebildiği kadar alabileceği, hikmeti derya yapıp.

Ramazan hayatın taklitsiz halidir.

"Gelin canlar "bir" olalım" diyerek, söze başlar. Sözüne kulak veren cümle insi  kendi üslubunca toplar. Herkesi olduğu yerde,  olduğu halde bir araya getirme başarısıyla açar kapısını. Geceyi güne çevirir. Akşamı "beklenen" zaman yapar, adını iftar olarak değiştirir. Sahur der gecenin bir bölümüne. Güzellik ve rahmet adına sayısız kapılar açar. Kim ne kadar istiyorsa alsın ve kansın diye  "bir gece" getirir, ömre bedel.

Mevla'nın rahmeti, Kadir Gecesiyle sır verir gibidir.

Anlasın mümin, bunun ötesi,ötenin ötesi var ve Rabb'in rahmetine kulun hayali yetmez, meğer ona layık olma yolunda mesafe alına.

İnsanın ustasıdır oruç.

Her yıl, bir yıl tamamlanmadan gelir. Meltemden seçilmiş çekiciyle ruhumuza dokunur. Arzın sıkıntısı, birikmiş öfkeler, sevgiye dönmesi gereken safraları tedaviye alır. Nasıl yaşanması gerektiğini anlatan usta, peygamberlerin temsilcisi gibidir. Zaman, her defasında,  yeni bir tad. Her gelişinde eksikliğe karşı yeni bir lezetle gelir Ramazan.

Müminler ne kadar sevinse az, ne kadar övünse yeridir; çünkü bir başkasının elinde olmayan, büyük bir dostları / imkanları var.

Dost ki, konuşmadan, işini ince bir işçilikle gören, insana iliğine kadar vakıf. İnsana ideal ruh fotoğrafını göstermek için günün her anında, farklı çaba içinde, görünmez bedenle çalışır.

En güzel dostlardan biri oruç, nmazı yanında ister.

Onunla işini daha derinden ve çok daha etkili yerine getirir. Namaz yoksa, önce onu sorar, gelmesi için çaba harcar.

Teravih olur, namazın şölen halini gösterir. Köprüler kurar; kalpten kalbe, kıtadan kıtaya. Bütün statüleri unutturur.

Anlam kapılarını açar ve anlaşma zamanını başlatır oruç.

Sahurda geceyi konuşturur, gündüz sabrı. İftarda nimete söz verir, sonrasında insan idrakine. Gün ve gece, başka bir halle ve benzersiz bir dille anlatıma dururlar, bütün diller susmaktan başka yol bulamaz.

Her şey insan için.

Mevla kullarına, kurtulsunlar için, eşsiz bahaneler hazırlıyor.

Bütün ibadetler gibi oruç da dünya ve ahireti aynı anda devrede tutar. Ruhun isli atmosferine berraklık taşımayı ödev biliyor.

Kuran bir başka coşku ve bereketle açıyor sofrasını. Camiler düğün yeri sanki. Zaman ve mekan bir başka iklime taşınır oruçla. Müminler, başkasına nasip olmayan bir iksirle, kendilerini yenileme imkanı elde edenler, ne kadar bahtiyardırlar.

Sosyal hayata kalite taşıyan oruçtur. Oruçlu tavrı daha sakin, sabırlı, toleranslı ve etkilemeye açık konumuyla, ilişkilere erdem kazandırır.

Modern hayatın acımasızlık saklı hızı, oruçla yavaşlar ve hissetmeye durur. Hissetmeye duran bünye, olandan daha iyisini aramaya adaydır.

Kendi çiçekleriyle gelen mevsimdir Ramazan.

Bir başka hayat alanı.

Ramazan; kapıları sonsuza açılmış semanın altında yaşamak.

Her yıl, daha bir özlemle beklenen odur. 

Düçar olunan yeni dertlere şifa taşıyan oruca, hazırlık gerek.

Bedene haber vermek gerek.

Büyük ödüllere zorlu geçitlerden geçilerek varılır. Nefsin zorlanması kaçınılmaz, haddi aşan her şey eksenine dönmeli. Varlığın muradınca,  asıl yerine kavuşması, orucun müminle kurduğu ilişkinin kalitesiyle orantılı yürür.

Müminler taşınıyor bahara.

 Çetin geçitlerden geçerek, imbatla buluşup eksenlerine dönecekler.

Eşsiz bir iklime girecekler, oldukları yerde.

Ve dünyanın bütün beldelerinde Ramazanın fıtrata bahşettiği söylemle, ümmet olduklarını, daha derinden kavrama imkanı elde edecekler. Ümmetin her ferdi, yüz yüze gelmeden bilişme imkanına erecek. Aynı rüzgarın nefesiyle harmanlanıp oruç mektebinin öğrencisi olarak, iletişimle imkan dahilinde olmayan, ayrıcalığın bereketini hissedip şükre duracaklar.

Kapıların, pencerelerin, kolların açılma vakti.

Ve için için, mahçup ve ümitvar olarak, ellerin açılıp asıl işlevlerine kavuşma vakti...


Ahmet Mercan