EDİTÖR'DEN

Ekonomi Sayısı / Temmuz Ağustos Eylül 2019

Ademoğlunun “beşeriyet”ten “insaniyete/islâmiyete” doğru tekamülü imtihanında belki de en zor ve çetin soru(n)ların çıktığı alan mal ve mülk mevzusu olsa gerek. Nitekim Kur’ân’da Allah yolunda mücadele/cihad konusu ele alınırken “Mallarıyla ve canlarıyla...” (Hucurât, 49/15) ayetinde malın, cana takdimi/öncellenmesi dikkate değerdir. “Mal, canın yongasıdır.” vecizesi de bu ayetin Anadolu irfanındaki bir tefsiridir esasında. Bununla birlikte Batı’da insan tanımları arasında homo-sapiens/düşünen insan kadar homo-economicus/ekonomik insan da sıklıkla rastladığımız bir kavramdır. Üstelik insanlık tarihinin büyük savaşları ve dönüşümlerinin temelinde üç şey olduğu hep söylenmiştir: Akide, kabile ve ganime... Günümüzde ise bu sıralamada birinciliği şüphesiz ganimenin/malın aldığı neredeyse tartışmasız bir ön kabul gibidir. Pek çok siyasî, dinî, kültürel vs. hareketlerin günün sonunda ekonomiye, tabir caiz olursa “para putu”na uğramadan, ona danışmadan bir manevra yapamaz hale geldiğini ne yazık ki esefle müşahade etmekteyiz. Özellikle halihazırda İslâm coğrafyalarında yaşanan pek çok acı, göz yaşı ve zulüm karşısında, kardeş bilinen diğer Müslüman devletlerin/toplulukların sessizliğini başka neyle izah edebiliriz ki!?... İnsaniyet-i kübra olan İslâmiyet nokta-i nazarından mal ve mülk meselesine, güncel dille ifade etmeye çalışırsak ekonomi ve iktisat sorununa baktığımızda ise, oldukça farklı bir manzara karşımıza çıkmaktadır: Müslümanların, Asr-ı saâdet devrinde Kur’ân ve Sünnet rehberliğinde insanlığın kurtuluşu ve medar-ı iftiharı bir medeniyet inşa etmeye muvaffak oldukları pratik bir başarı öyküsü ile karşılaşmaktayız. Tevhid ve adâleti merkeze alarak insanın tüm maddi ve manevi değerlerini yeniden kategorize eden bir yapı... Mal ve mülkün hakiki sahibinin kim, efendisinin kim olduğunu bilerek, “sahibi” değil “emanetçisi” olduğu anlayışıyla “tüketen” değil, “değerlendiren” olarak mala/maddeye yaklaşan bir bilinç ile değişen ve gelişen bir dünya... Şu zamanlarda çölde kalmış bir insanın suya olan hasreti gibi muhtaç olduğumuz kayıp değerlerimizdir bunlar. Dergimizin bu sayısında işte bu kayıp değerlerimizin izini sürmeye çalıştık. İslâm’ın ticaret, daha geniş anlamıyla ekonomi ve iktisat sahasındaki değerlerini anlama çabası içerisinde bu sayımızı hazırlamaya gayret ettik. Alanın uzmanı kıymetli hocalarımızın farklı bakış açılarıyla kaleme aldıkları yazılarıyla meselenin çeşitli yönlerini ele almaya çalıştık. Özellikle bu sayımıza özgü üç röportaj ile karşınızdayız: 1980’lerde “Özel Finans Kurumları” olarak başlayıp günümüzde “Katılım Bankaları” şekline dönüşen/evrilen faizsiz bankacılığın ülkemizdeki hikayesini/serencamını Temel Hazıroğlu’ndan; işin pratik kısmını, üretim aşamasındaki maceralarını Hüseyin Akkuş’tan ve yine günümüz bankacılığı ile İslâmî finansın makro düzeyde arka planında yatan farklı felsefelerinin değerlendirmelerini de Hüseyin Tunç’tan dinledik. Soruşturma bölümünde ise “İslâmî Ekonomi”nin teorik ve pratik imkanlarını, günümüzdeki ekonomik krizlerin nedenlerini ve bunlara İslâmî çözümlerin neler olabileceği, soruları üzerinden ele almaya çalıştık. Yine her sayımızda olduğu gibi dosya ve soruşturma konuları dışında siyer dünyasının farklı alanlarına açtıkları pencereler ile günümüzü aydınlatan değerli kalemlerin yazıları da sizleri beklemekte... Son olarak geçtiğimiz günlerde Hakk’ın rahmetine kavuşan ülkemizin önemli değerlerinden üstad Mehmet Şevket Eygi’yi rahmetle ve minnetle anıyoruz. Rabbim merhametiyle muamele edip, cennetine nail eylesin inşallah.
Selam ve dua ile...

 

YUNUS EMRE TOZAL