Tirit

Tirit

Arap mutfağının en beğenilen ve en çok yenen yemeği olan tirit Arapça metinlerde serîd olarak geçmektedir. Serîd’i ilk hazırlayan kişinin Hz. İbrahim (a.s) olduğu söylenir. Hz. Peygamber’in (s.a) en sevdiği yemeğin tirit olduğu rivayet edilir. Hz. Peygamber’in sahur yemeğinin bereketi için dua ettiği gibi tirit yemeğinin bereketi için de dua ederdi.TiritArap toplumunda çok sevilirdi. Hergün yapılsa yenirdi. Misafirlere ikram edildiğinde eğer ikram edilen kişiler doymamış ise tabaklar tekrar tekrar gelir giderdi. Tirit Arap kültüründeki bu beğenisini Hz. Peygamber’in dilinde daha özel bir iltifatla bir benzetmeyeörnek teşkil ederek sürdürmüştür. Resûlullah (s.a), sevgili eşi Âişe’nindiğer kadınlardan üstünlüğünü, tiritinlezzet bakımından diğer yemeklere üstünlüğüne benzetmiştir.

Tirit; küçük parçalar halinde doğranmış ekmeğin üzerine et suyu dökülerek hazırlanırdı. Bazen de et suyunun içine istenilen miktarda küçük ekmek parçaları konurdu.Kuşkusuz kaynamış et suyu bir hayli yağlı olur ve ilk getirildiğinde fokurdardı. Bir müddet sonra soğumaya başlar, daha rahat bir şekilde yenirdi. Ekmek et suyu ve yağla karıştığı için peltemsi bir görünüm oluşurdu. Çekirdeği çıkarılmış hurma, lor ve tereyağı ileelle karıştırıldığında elde edilenhaysyemeği gibi bir görünüm alırdı.Tirit için hazırlanacak olan et, tuz ve suyla haşlanırdı. Çoğu zaman kemiklerin üzerindeki etlerin bir kısmı sıyrılır, daha yumuşak olan kısımları kemik üzerinde bırakılırdı. Bu durumda isteğe göre tiftiklenmiş et veya üzerinde et bırakılmış kemik parçaları tiritin üzerine konurdu. Tirit bazen etli bazen de kemikli ikram edilirdi.

Tiritindaha pratik bir şekilde hazırlandığı da olurdu.Tabağa doğranan ekmeklerin üzerine sıcak su dökülür, üzerine de eritilmiş iç yağı konurdu. Bazen tirit tereyağı ile hazırlanırdı. Doğranmış ekmek üzerine et suyu veya su döktükten sonra içine bir miktar tereyağı konurdu.Sa‘d b. Ubâde, tiritin üzerine tereyağı ilave ederek Hz. Peygamber’e yemek göndermişti. Abdullah b. Büsr el-Mâzinîde annesinin Resûlullah’a tereyağlı tirit ikram ettiğini anlatırdı.Zeyd b. Sâbit ise Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde annesinin bir sini yağ ve ekmekle donattığı bir sini tiritiResûlullah’a gönderdiğini söylerdi.       

Tirit, sadece ekmek üzerine et suyu veya su dökerek iç yağı ve tereyağı koymak suretiyle ikram edilmezdi. Bu muhtemelen tiritin en sade ve en çok tüketilen şekliydi. İmkânların bolluğuna göre tirit görünüm ve lezzet olarak zenginleştirilirdi. Tirite farklılık ve çeşitlilik katan ilaveler tiritinolmazsa olmazıydı. Lezzete lezzet katmanın en güzel yolu, tiritin üzerine başta et olmak üzere bazı şeyler ilave etmekti.

Rivayetlerden anlaşıldığı üzere hazırlanan tiritin üzerine et parçaları konurdu. Bu et parçalarının da duruma göre oldukça çeşitlilik arz ederdi. Öncelikle etlerin cinsi farklılık arz ederdi. Koyun eti, deve eti, dana eti tercih edilebiliyordu.En iyi tiritin dana etinden yapıldığını düşünenler vardı.Tirit, aslında her türlü etten yapılabiliyordu. Meselâ bir hac yolculuğu esnasında Hz. Osman’a keklik eti getirilmişti. O daetin haşlanıp tirit yapılmasını istemişti.

Tirit için hazırlanan ekmek ve et suyunun üzerine et konduktan sonraüzerine tereyağı gezdirmek de mümkündü. Bazı kişiler tirite özel bir damak zevki katmak için bu şekilde hazırlanmasını isterlerdi.

Diğer yandan tiritin üzerine koman etlerin özellikleri de çeşitlilik arz ederdi. Kemikli, kemiksiz birçok çeşidi bulunurdu. Üzerindeki etlerinin bir kısmı sıyrılır, yumuşak yerleri bırakılır veya haşlanmış et tiftiklenir ve lime lime edilmiş et parçaları tiritin üzerine serpiştirilirdi. Duruma göre kemik parçaları hatta büyük parçalar bütün olarak konurdu.

EbûHüreyre’nin bir anlatımından serîd üzerine koyunun ön kolunun konulduğu anlaşılmaktadır. O, Hz. Peygamber’e bir kap içerisinde serîd ikram ettiğini, üzerinde koyunun ön kolunun bulunduğunu ve Resûlullah’ın ön kola uzanarak ondan yediğini belirtir.

Tirit bazen etin ağırlığını gidermek üzere sebzeli de yapılırdı. Bunda tercih edilen kabaktı. Güzel bir ikili oluştururdu. Medine’de bolca yetişen su kabağından kesilmiş parçalar etle birlikte tiriti süslerdi. Bir terzi, Hz. Peygamber’i evine davet ederek kendisine tirit ikram etmişti. Tiritin üzerine etle birlikte su kabağı da konulmuştu. Resûlullah, kabakları tercih ederek onları yemişti. Zira kendileri kabağı severdi. Bunu bilen terzi tiritin içindekikabakları Resûlullah’ın önüne doğru yönlendirirdi.

Tirit, bazen de kurutulmuş et ile de yapılırdı.Bazen de tiritin üzerine telbine bulamacının döküldüğü görülmektedir.  İkramlarda önce serîd sunulur, ardından kızarmış et ve meyve ikram edilirdi. Bazı kişiler tirit üzerine farklı bir yemek yenilmesini pek hoş karşılamaz, lezzetini bozduğunu düşünürdü.

Akşam ezanı okunurken sunulan tirit bekletilmez, yenildikten sonra eller yıkanarak ağız çalkalanarak namaza durulurdu. Böyle bir seferinde Hz. Ebû Bekir, yemek yenmek için yapılmıştır, yiyiniz, demiş, namazı tehir etmiştir.Tirit yendiktensonra namaza durulur, bazen eller yıkanmazdı.Bazen de tiritinyağı bol olur. Ağız çalkalanır, el durulanır, ardından namaza durulurdu.Hz. Ömer önce tiritin sonra etin yenmesini isterdi. Bu şekilde etin dişler arasına kaçmasını engelleyeceğini, tiritin ekmek kısmının diş aralarını dolduracağını ileri sürerdi.

Bazı kişiler tiriti yağlı bulur, kendilerine ağır geldiğini söylerdi. Hatta bir tabak çekirgeyi, bir tabak tiritten daha lezzetli bulduklarını söyleyenler vardı. Genç kızlara tirit yedirilmemesi, zire kilo almalarına neden olacağını ileri sürenler bulunurdu.

Tirit çalanlara had cezası uygulanmaz, ancaktazir cezası verilirdi. Yeminlerini bozanların kefaret için fakirlere yedirdikleri yemekler arasında tirit olurdu. Karnı doyurulan fakirlerin bir de üstü donatılınca, hoş olur, insanların yüzünden çifte mutluluk okunurdu.

Tirit kuşkusuz daima iştahlarıkabartmıştı. Hele üstüne et yığılmış ise göz önce oraya ilişirdi. El önce oraya varmak isterdi. Ancak bu nazik bir davranış olmazdı. Hz. Peygamber yemeğin ortasından başlamayı hiç uygun görmezdi. Yemeğin bereketinin ortada olduğunu, herkesin önüne gelen yerden yiyerek ortaya doğru gitmesini isterdi. Hz. Peygamber tirit yemeği yedikleri vakit elini çanak içerisinde gezdiren ve güzel kısımları seçen kişileri önünden yemesi konusunda uyarırdı. Tirit bu uyarıları hak ettirecek ölçüde Arap mutfağının dayanılmaz bir yemeğiydi.


Prof. Dr. Levent ÖZTÜRK