Arpa Ekmeği

Arpa Ekmeği

Arpa Ekmeği

 

Arpa, insanlık tarihinin en eski besin maddelerinden birisidir.Dünyanın pek çok coğrafyasında yetiştirilmiştir.Buğdaya nazaran besin değeri daha düşük olan bir gıda maddesidir. Arpa iklimsel olarak ılıman, sıcak ve nemli yerleri sevmekte vebuğday kadar suya ihtiyaç duymamaktadır. Bu yüzden Medine coğrafyasının önemli tarım ürünlerinden birisi olmuştur.Buğday, arpaya göre suya daha fazla ihtiyaç hissettiği ve ani bastıran zamansız sıcaklar sebebiyle zarar gördüğü için Medine’de yetiştirilmemiştir. Hadis metinlerinden, Medine’de yetiştirilen arpa çeşidinin koyu renkli arpa türü olduğu anlaşılmaktadır.

Diğer önemli besin maddesi olan buğday, tüccarlar sayesinde Şam ve Mısır bölgesinden ithal edilir veya bizzat buğday yetiştiren Nabatlı veya Mısırlı çiftçiler veya tüccarlartarafından kervanlarla Medine pazarına getirilirdi. Durumu iyi olanlar Medine’ye gelen buğday çeşitlerini tüketirdi. Ancak bunlar da arpaya göre pahalı olurdu. Hz. Peygamber’in buğday unundan yapılmış ekmeği nadir olarak yediğine vurgu yapılmasının sebebi bu olsa gerektir.

Hane-i saâdet’in azığı

Medine’de yaygın olarak tüketilen arpa ekmeği, Hz. Peygamber tarafından da sevilerek yenirdi.Arkadaşlarından EbûHüreyre’nin anlattığına göre Hz. Peygamber ve ailesinin en sevdiği, en fazla tükettiği yiyecek arpa ekmeğiydi. Hz. Peygamber vefat ettiğindeevinde un yapmak için sadece arpa bulunuyordu.

Medine toplumunda arpa ekmeği en çabuk ulaşılabilen bir besindi. Pırasa ve zeytinyağı ile pratik bir öğün teşkil eder, bazen tuzla ikram edilirdi. Arpa ekmeği sertleşince suyla ıslatılarak yumuşatılırdı.Arpa ekmeği sevilen bir yiyecek olduğu için eve gelen misafirlere desunulurdu.Arpa öğütülür, çoğu zaman elek kullanılmaksızın kabuklarının gitmesi için üflenir, kalan kısmı ise su ile yoğrularak hamur yapılırdı.

Arpa ekmeği bazen çocukların, bazen büyüklerin yanında çıkın içinde bulunur, ihtiyaç halinde tüketilirdi. Bir seferinde Hz. Ebû Bekir’in, mescide girdiğinde kendisinden bir şeyler isteyen ihtiyaç sahibine, oğlunun yanında bulunan arpa ekmeğini verdiğinden bahsedilir. Onun bu davranışı Hz. Peygamber tarafından övülmüş ve cenneti kazandığına vurgu yapılmış, verilen sadakanın az da olsa kıymetli olduğu ihsas edilmiştir.

 

Tirit’in katığı

Arpa ekmeği hiç kuşkusuz Araplar arasında çokça tüketilen tiritin içine konulan ekmek cinslerinden birisiydi. Medine’de terzilik yapan bir sahâbî,Resûlullah’ı yemeğe davet etti.Resûlullah’aarpa ekmeği ve çoğunluğu hayvanın iç yağından oluşan tirit ikram etti. Bu tiritiniçine ilave olarak kabak parçaları dakoydu.Enes’in naklettiği bir diğer rivayette ise Hz. Peygamber’i davet eden terzinin arpa ekmeği ile içinde kurutulmuş et ve kabak olan bir çorba ikram ettiği yer alır.Bir seferinde de Yahûdîlerden birisi Resûlullah’aarpa ekmeği ve iç yağından oluşan tirityemeği ikram etti, Resûlullah da bu ziyafete icabet ederek yemeği yedi.

Bilindiği üzere Müşriklerin saldırı hazırlığına karşı Medine’de hendek kazımı oldukça zor şartlarda gerçekleşmişti. Bir yandan hava şartları bir yandan da maddî imkânsızlıklar şartları zorluyordu. Buna rağmen büyük bir gayretle hendekkazma işlemini gerçekleştiren ashâb, “Hayatımız boyunca nebiye yardımcı olmak üzere savaşmaya ant içtik.”der; Hz. Peygamber de onlara dua ederdi. Zaman zaman bu yoğun çalışmayı Medineli hanımlardan birisinin gönderdiği arpa ekmeği ile iç yağından oluşan tirit yemeği hafifletir, sıkıntılı geçen sürece az da olsa küçük bir damak tadı katardı.

Bir seferinde hanım sahâbîlerdenÜmmüUmâre, kendisini ziyarete gelen Resûlullah’a mercimek çorbası ile arpa ekmeği ikram etti. Bu ikramı tadan Resûlullah,ÜmmüUmâre’ye seslenerek onun da yemesini istemiş, ancak o oruçlu olduğunu belirtmişti. Bunun üzerine Hz. Peygamber oruçlunun yanında yemek yendiği zaman yemek bitinceye kadar meleklerin ona dua ettiğini belirterek onu takdir etmişti.

Enes b. Mâlik,Hz. Peygamber’e arpa ekmeğinin üzerine konulmuş iç yağlı tirit götürdüğünü, ancak o günlerde Hz. Peygamber ve ailesinin sıkıntılı günler geçirdiğini, hatta zırhını yirmi sâ‘arpa karşılığı rehin bıraktığını, zira o günlerde Resûlullah’ın dokuz evi geçindirmek zorunda olduğunu ifade etmiştir. O, Hz. Peygamber’in evlerinde bir sâ‘ (yaklaşık 4-5 kg.)arpadan başka bir şey olmadığına da vurgu yapmıştır. Yine Enes’in ifade ettiğine göre, Hz. Fâtıma babasına bir gün bir parça arpa ekmeği getirdiğinde Resûlullah, üç günden beri bir şey yiyemediğini ifade etmişti.

Medine’de yaygın bir şekilde tüketilmesine rağmen arpa ekmeği günün imkânlarına göre bazen bulunur, bazen bulunmazdı. Bazı sahabîler Hz. Peygamber ve ailesinin arpa ekmeğini bile sınırlı tükettiklerini zikrederler. Hz. Âişe’nin beyanına göre Hz. Peygamber üst üste iki gün keyiflice, yeterli bir şekilde arpa ekmeği yiyemeden vefat etmiştir.Yine o, bir ifadesinde aynı gün, iki defa arpa ekmeği yemediğine vurgu yapmıştır. Hz.Âişeeşi hakkında “Eğer istese, Allah ona,akla hayale gelmeyen her şeyi verir, onu doyururdu.”demiştir.

Hz. Âişe, Hz. Peygamber’in evinde en fazla tüketilen yiyeceğin arpa ekmeği olduğunu söyleyerek bir seferindearpa ekmeğini sıcakken tereyağı tulumunun altına koyduklarını, akıttıkları tereyağı ile daha yağlı ve daha lezzetli bir ekmek yediklerini anlatırdı.

Arpa ekmekleri çoğu zaman yuvarlak somun şeklinde yapılırdı. Ebû Talha’nın evinde yenen yağlı yuvarlak arpa ekmekleri az olmasına karşın pek çok kişiyi doyurmuştu. Ebû Talha ekmeği parçalara ayırmış ve yanına katık olabilecek şeyler koymuştu.Bir somun yuvarlak arpa ekmeğininkatık yapılan bazı şeylerle yetmiş kişiyi doyurduğu nakledilir.

Bir seferinde Hz. Âişebir koyunu keserek pişirdi. Resûlullahevine gelip dinlendikten sonra yemek olup olmadığını sordu. Hz. Âişe, Resûlullah’a bir tabla üzerinde arpa ekmeği, bir tutam işkembe ve koyunun ön kolundan bir parça takdim etti. Hz. Âişe, işkembeyi tiftiklemeyeçalıştı ve sofradaki ete işaret ederek bunu senin için ayırdım, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, “Desene koyunun hepsini kendine ayırdın, bu parçayı bana getirdin.” diyerek şaka yaptı.

Hz. Peygamber, arpa ekmeğinin üzerine kuru hurma koyup yer ve bu (hurma), bu (ekmeğin) katığıdır, derdi.


Prof. Dr. Levent ÖZTÜRK